Namaz Bilgileri

Namaz Bilgileri

Namaz ile ilgili ayetler...

  • Bakara Suresi, 3. ayet: Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
  • Bakara Suresi, 43. ayet: Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
  • Bakara Suresi, 45. ayet: Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.
  • Bakara Suresi, 83. ayet: Hani İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.
  • Bakara Suresi, 110. ayet: Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah Katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir.
  • Bakara Suresi, 125. ayet: Hani Evi (Ka'be'yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık. "İbrahim'in makamını namaz yeri edinin", İbrahim ve İsmail'e de, "Evimi, tavaf edenler, itikafa çekilenler ve rüku ve secde edenler için temizleyin" diye ahid verdik.
  • Bakara Suresi, 153. ayet: Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.
  • Bakara Suresi, 177. ayet: Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.
  • Bakara Suresi, 238. ayet: Namazları ve orta namazını (üstlerine düşerek, titizlik göstererek) koruyun ve Allah'a gönülden boyun eğiciler olarak (namaza) durun.
  • Bakara Suresi, 239. ayet: Eğer korkarsanız, yaya veya binekte iken kılın. Güvenliğe girdiğinizde ise, yine Allah'ı, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi zikredin.
  • Al-i İmran Suresi, 39. ayet: O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya'yı müjdeler. O, Allah'tan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir."
  • Nisa Suresi, 43. ayet: Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
  • Nisa Suresi, 77. ayet: Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız."
  • Nisa Suresi, 101. ayet: Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.
  • Nisa Suresi, 102. ayet: İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlarını (yanlarına) alsın; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da 'korunma araçlarını' ve silahlarını alsınlar. Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve mühimmatınız)dan ayrılmış olmanızı isterler. Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.
  • Nisa Suresi, 103. ayet: Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Artık 'güvenliğe kavuşursanız' namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.
  • Nisa Suresi, 142. ayet: Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar.
  • Nisa Suresi, 162. ayet: Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz.
  • Maide Suresi, 6. ayet: Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.
  • Maide Suresi, 12. ayet: Andolsun, Allah İsrailoğulları'ndan kesin söz (misak) almıştı. Onlardan on iki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."
  • Maide Suresi, 55. ayet: Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir.
  • Maide Suresi, 58. ayet: Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır.
  • Maide Suresi, 91. ayet: Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?
  • Maide Suresi, 106. ayet: Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun.) Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun. İkisini) Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiçbir değere değiştirmeyeceğiz ve Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz" diye Allah adına yemin etsinler.
  • En'am Suresi, 72. ayet: Bir de: "Namazı kılın ve O'ndan korkup-sakının (diye de emrolunduk.) Huzuruna (götürülüp) toplanacağınız O'dur."
  • En'am Suresi, 92. ayet: İşte bu (Kur'an), önündekileri doğrulayıcı ve şehirler anası (Mekke) ile çevresindekileri uyarman için indirdiğimiz kutlu Kitap'tır. Ahirete iman edenler buna inanırlar. Onlar namazlarını (özenle) koruyanlardır.
  • En'am Suresi, 162. ayet: De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır."
  • Araf Suresi, 170. ayet: Kitaba sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar, şüphesiz Biz salih olanların ecrini kaybetmeyiz.
  • Enfal Suresi, 3. ayet: Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
  • Tevbe Suresi, 5. ayet: Haram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp-bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun. Eğer tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekatı verirlerse yollarını açıverin. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
  • Tevbe Suresi, 11. ayet: Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.
  • Tevbe Suresi, 18. ayet: Allah'ın mescidlerini, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.
  • Tevbe Suresi, 54. ayet: İnfak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen şey, Allah'ı ve elçisini tanımamaları, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken infak etmeleridir.
  • Tevbe Suresi, 71. ayet: Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
  • Tevbe Suresi, 84. ayet: Onlardan ölen birinin namazını hiçbir zaman kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Allah'a ve elçisine (karşı) inkara saptılar ve fasık kimseler olarak öldüler.
  • Yunus Suresi, 87. ayet: Musa ve kardeşine (şöyle) vahyettik: "Mısır'da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan (ve kıbleye dönük) yerler yapın ve namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri de müjdele."
  • Hud Suresi, 87. ayet: Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın."
  • Hud Suresi, 114. ayet: Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namazı kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlara bir öğüttür.
  • Ra'd Suresi, 22. ayet: Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.
  • İbrahim Suresi, 31. ayet: İman etmiş kullarıma söyle: "Alış-verişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler."
  • İbrahim Suresi, 37. ayet: "Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalplerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler."
  • İbrahim Suresi, 40. ayet: "Rabbim, beni namazı(nda) sürekli kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur."
  • İsra Suresi, 78. ayet: Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl, fecir vakti (namazda okunan) Kur'an'ı, işte o, şahid olunandır.
  • İsra Suresi, 79. ayet: Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak onunla (Kur'an'la) namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.
  • İsra Suresi, 110. ayet: De ki: "Allah, diye çağırın, 'Rahman' diye çağırın, ne ile çağırırsanız; sonunda en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse.
  • Meryem Suresi, 31. ayet: "Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti."
  • Meryem Suresi, 55. ayet: Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi Katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı.
  • Meryem Suresi, 59. ayet: Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.
  • Taha Suresi, 14. ayet: "Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Benden başka İlah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl."
  • Taha Suresi, 132. ayet: Ehline (ümmetine) namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, Biz sana rızık veriyoruz. Sonuç da takvanındır.
  • Enbiya Suresi, 73. ayet: Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi.
  • Hac Suresi, 35. ayet: Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.
  • Hac Suresi, 41. ayet: Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu emrederler, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir.
  • Hac Suresi, 78. ayet: Allah adına gerektiği gibi mücadele edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı.
  • Mü'minun Suresi, 2. ayet: Onlar namazlarında hûşû içinde olanlardır;
  • Mü'minun Suresi, 9. ayet: Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır.
  • Nur Suresi, 37. ayet: (Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.
  • Nur Suresi, 56. ayet: Dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve elçiye itaat edin. Umulur ki, rahmete kavuşturulmuş olursunuz.
  • Nur Suresi, 58. ayet: Ey iman edenler, sağ ellerinizin malik olduğu ile sizden olup da henüz erginlik çağına ermemiş olan (çocuk)lar, (odalarınıza girmek için şu) üç vakitte izin istesinler: Sabah namazından önce, öğleyin üstünüzü çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra. (Bu) Üçü sizin için mahrem (vakitleri)dir. Bunların dışında size de, onlara da bir sakınca yoktur; onlar yanınızda dolaşabilirler, birbirinizin yanında olabilirsiniz. İşte Allah, size ayetleri böyle açıklamaktadır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
  • Furkan Suresi, 64. ayet: Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.
  • Neml Suresi, 3. ayet: Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.
  • Ankebut Suresi, 45. ayet: Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir.
  • Rum Suresi, 31. ayet: 'Gönülden katıksız bağlılar' olarak, O'na yönelin ve O'ndan korkup-sakının, dosdoğru namazı kılın ve müşriklerden olmayın.
  • Lokman Suresi, 4. ayet: Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inanırlar.
  • Lokman Suresi, 17. ayet: "Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, ma'rufu emret, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret. Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir.
  • Secde Suresi, 16. ayet: Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
  • Ahzab Suresi, 33. ayet: Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.
  • Fatır Suresi, 18. ayet: Hiçbir günahkar bir başka günahkarın günahını yüklenemez. Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa, -bu, yakın-akrabası da olsa- kendisine ondan hiçbir şey yükletilmez. Sen, yalnızca gayb ile Rablerinden 'içleri titreyerek-korkmakta' olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenip-arınırsa, artık o, kendi nefsi için temizlenip-arınmıştır. Sonunda dönüş Allah'adır.
  • Fatır Suresi, 29. ayet: Gerçekten Allah'ın Kitab'ını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler.
  • Şura Suresi, 38. ayet: Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler,
  • Mücadele Suresi, 13. ayet: Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a ve O'nun Resûlü'ne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
  • Cum'a Suresi, 9. ayet: Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
  • Cum'a Suresi, 10. ayet: Artık namazı kılınca, yeryüzünde dağılın. Allah'ın fazlını isteyip-arayın ve Allah'ı çokça zikredin; umulur ki felaha (kurtuluşa ve umduklarınıza) kavuşmuş olursunuz.
  • Mearic Suresi, 22. ayet: Ancak namaz kılanlar hariç;
  • Mearic Suresi, 23. ayet: Ki onlar, namazlarında süreklidirler.
  • Mearic Suresi, 34. ayet: Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır.
  • Müzzemmil Suresi, 20. ayet: Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah Katında bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
  • Müddesir Suresi, 43. ayet: Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler.
  • Kıyamet Suresi, 31. ayet: Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.
  • A'la Suresi, 15. ayet: Ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan.
  • Alak Suresi, 10. ayet: Namaz kıldığı zaman bir kulu.
  • Beyyine Suresi, 5. ayet: Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.
  • Ma'un Suresi, 4. ayet: İşte (şu) namaz kılanların vay haline,
  • Ma'un Suresi, 5. ayet: Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,
  • Kevser Suresi, 2. ayet: Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.

Namaz ile ilgili Hadisler

2183-)  İbnu Ömer ve Ka'b İbnu Malik (radiyallahu anhum) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir seferden dönünce önce mescide uğrardı. Orada iki rekat namaz kılar, ondan sonra evine dönerdi." Nafi: "İbnu Ömer de Öyle yapardı" demiştir."

Kaynak:  Ebu Davud, Cihad 178, (2781, 2782).

Konu:  Namaz


2293-)  Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in şöyle söylediğini işittim: "Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde hergün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı, ne dersiniz?" "Bu hal, dediler, onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz!" Aleyhissalatu vesselam: "İşte bu, beş vakit namazın misalidir. Allah onlar sayesinde bütün hataları siler" buyurdu."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 6; Müslim, Mesacid 282, (666); Tirmizi, Emsal 5, (2872); Nesai, Salat 7, (1, 231); Muvatta, Sefer 91, (1,174).

Konu:  Namaz


2294-)  Sa'd İbnu Ebi Vakkas (radıyallahu anh) anlatıyor: "İki erkek kardeş vardı. Bunlardan biri öbür kardeşinden kırk gün kadar önce vefat etti. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)ın yanında bunlardan birincinin faziletleri zikredildi. Bunun üzerine Efendimiz (aleyhissalatu vesselam): "Diğeri müslüman değil miydi?" diye sordu. "Evet, müslümandı ve fena da değildi!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Öldükten sonra, namazının ona ne kazandırdığını biliyor musunuz? Namazın misali, sizden birinin kapısının önünde akan ve her gün içine beş kere girip yıkandığı suyu bol ve tatlı bir nehir gibidir. Bu (nehrin) onun üzerinde kir bıraktığını göremezsiniz. Öyleyse, siz ona namazının neler ulaştırdığını bilemezsiniz."

Kaynak:  Muvatta, Kasru's-Salat 91, (1,174).

Konu:  Namaz


2295-)  Ebu Ümame (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraber mescidde idik. O esnada bir adam geldi ve: "Ey Allah'ın Resülü, ben bir hadd işledim, bana cezasını ver!" dedi, Resûlullah adama cevap vermedi. Adam talebini tekrar etti. Aleyhissalatu vesselam yine sükut buyurdu. Derken (namaz vakti girdi ve) namaz kılındı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) namazdan çıkınca adam yine peşine düştü, ben de adamı takip ettim. Ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum. Efendimiz adama: "Evinden çıkınca abdest almış, abdestini de güzel yapmış mıydın?" buyurdu. O: "Evet ey Allah'ın Resülü!" dedi. Efendimiz: "Sonra da bizimle namaz kıldın mı?" diye sordu. Adam: "Evet ey Allah'ın Resülü!" deyince, Efendimiz: "Öyleyse Allah Teala hazretleri haddini -veya günahını demişti- affetti" buyurdu."

Kaynak:  Buhari, Hudüd 27, Müslim, Tevbe 44, 45, (2764, 2765); Ebu Davud, Hudüd 9, (4381).

Konu:  Namaz


2296-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanında idim. Bir adam huzuruna gelerek: "Ey Allah'ın Resülü, dedi, ben bir hadd (suçu) işledim, cezasını tatbik et!" Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) adama (birşey) sormadı. Derken namaz vakti girdi. Resûlullah'la birlikte o da namaz kıldı. Aleyhissalatu vesselam namazını tamamlayınca, adam yanına geldi ve: "Ey Allah'ın Resülü! dedi, ben hadd (çeşidine giren bir suç) işledim. Bana Allah'ın Kitabını tatbik et!" Efendimiz: "Sen bizimle birlikte namazını eda etmedin mi?" diye sordu. Adam: "Evet!" dedi. Efendimiz: "Öyleyse git. Zira Allah, senin günahını affetti" veya -hadd'ini affetti" dedi."

Kaynak:  Buhari, Hudud 17; Müslim, Tevbe 44, 45, (2764, 2765), Hudüd 24, (1696).

Konu:  Namaz


2297-)  Asım İbnu Süfyan es-Sakafi (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre, bunlar Selasil gazvesine gitmişler. Fakat fiilen gazveye iştirak edememişlerdi. Bunun üzerine kendilerini Allah yoluna verdiler. Sonra Hz. Muaviye (radıyallahu anh)'nin yanına döndüler. Hz. Muaviye'nin yanında Ebu Eyyüb el-Ensari ve Ukbe İbnu Amir vardı. Asım: "Ey Ebu Eyyüb! dedi. Bu sene gazveyi kaçırdık. Bize, (bunun telafisi için bir çare) haber verildi. Buna göre, kim dört mescitte namaz kılarsa, günahları affedilirmiş." Ebu Eyyüb: "Ey kardeşimin oğlu! dedi. Ben sana bundan daha kolayını haber vereyim. Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şu sözünü işittim: "kim emredildiği şekilde (mükemmel olarak) abdestini alır, emredildiği şekilde namazını kılarsa, önceden yapmış olduğu (kusurlu) ameli sebebiyle affolunur. " Ey Ukbe! (Resûlullah'ın tebşiri) böyleydi değil mi?" Ukbe: "Evet!" dedi."

Kaynak:  Nesai, Taharet 108, (1, 90-91).

Konu:  Namaz


2298-)  Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim: "Rabbin, koyun güden bir çobanın, bir dağın zirvesine çıkıp namaz için ezan okuyup sonra da namaz kılmasından hoşlanır ve AIIah Teala hazretleri şöyle der: "Benim şu kuluma bakın! Ezan okuyor, namaz kılıyor, yani benden korkuyor. Kasem olsun, kulumu affettim ve onu cennetime dahil ettim."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 272, (1203); Nesai, Ezan 26, (2, 20).

Konu:  Namaz


2299-)  İmam Malik (radıyallahu anh)'e ulaştığına göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurmuştur: "İstikamet üzere olun. (Bunun sevabını) siz sayamazsınız. Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır. (Zahiri ue batini temizliği koruyarak) abdestli olmaya ancak mü'min riayet eder."

Kaynak:  Muvatta, Taharet 36, (1, 34); İbnu Mace, Taharet 4, (277).

Konu:  Namaz


2300-)  Hz. Huzeyfe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı herhangi bir şey üzecek olursa namaz kılardı."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 312, (1319); Nesai, Mevakit 46, (1, 289).

Konu:  Namaz


2301-)  Abdullah İbnu Selman, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ashabından birisinden naklediyor: "Hayberin fethedildiğii gün bir adam Hz. Peygamber'e gelerek: "Ey Allah'ın Resülü, bugün ben öyle bir kar ettim ki böyle bir karı şu vadi ahalisinden hiçbiri yapmamıştır" dedi. Efendimiz: "Bak hele! Neler de kazandın?" diye sordu. Adam: "Ben alıp satmaya ara vermeden devam ettim. Öyle ki üçyüz okiyye kar ettim dedi. Aleyhissalatu vesselam efendimiz: "Sana karların en hayırlısını haber vereyim mi?" diye sordu. Adam: "O nedir, ey Allah'ın Resülü?" dedi. Efendimiz açıkladı: "(Farz) namazdan sonra, kılacağın iki rekattir."

Kaynak:  Ebu Davud, Cihad 180, (2785).

Konu:  Namaz


2302-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bana kadın ve güzel koku sevdirildi, gözümün nuru namazda kılındı."

Kaynak:  Nesai, İşretu'n-Nisa 1, (7, 61).

Konu:  Namaz


2303-)  Rebi'a İbnu Ka'b el-Eslemi anlatıyor: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraber gecelemiştim, kendisine abdest suyunu ve başkaca ihtiyaçlarını getirdim. Bana: "Dile benden (ne dilersen)!" buyurdu. Ben: "Senden cennette seninle beraberlik diliyorum!" dedim. Bana: "Veya bundan başka birşey?" dedi. Ben: "Hayır, sadece bunu istiyorum!" dedim. "Öyleyse kendin için çok secde ederek bana yardımcı ol!" buyurdu."

Kaynak:  Müslim, Salat 226, (489); Ebu Davud, Salat 312, (1320).

Konu:  Namaz


2304-)  Ma'dan İbnu Ebi Talha el-Ya'meri (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın azadlısı Sevban (radıyallahu anh)'a rastladım. Kendisine: "Bana bir amel söyle de onu yapayım. Allah da onun sayesinde beni cennetine koysun" dedim. -Veya şöyle demişti: "Dedim ki: "..Allah nezdinde en hayırlı ameli bana bildir."- Sevban sükut etti. Sonra ben tekrar aynı şeyi sordum. O yine sükut etti. Ben üçüncü sefer sordum. Sonunda dedi ki: "Aynı şeyleri ben de Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)a sormuştum. Bana şu cevabı vermişti: Çokça secde yapman gerekir. Zira sen secde ettikçe, her secden sebebiyle Allah dereceni artırır, onun sebebiyle günahını döker." Ma'dan der ki: "Sonra Ebu'd-Derda'ya geldim. Aynı şeyi ona da sordum. O da Sevban'ın bana söylediğinin aynısını söyledi."

Kaynak:  Müslim, Salat 225, 226, (488, 489). Nesai, Tatbik 81; Tirmizi, Salat 169, (388); İbnu Mace, İkamet 201, (1422-1424).

Konu:  Namaz


2305-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a: "Allah, kullarına kaç vakit namazı farz kıldı?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "AIIah, kullarIna beş vakit namazı farz kıldı" diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: "Bunlardan önce veya sonra başka bir şey var mı?" "AIIah kullarına beş vakti -farz kıldı. " Bu cevap üzerine adam, bunlar üzerine hiçbir ilavede bulunmayacağına, onlardan herhangi bir eksiltme de yapmayacağına dair yemin etti. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu adam sözünde durursa mutlaka cennete girecektir!" buyurdu." Bu rivayeti, Müslim ve Tirmizi, Kitabu'I-İman'da mezkur, uzun bir hadis zımnında tahric ederler.

Kaynak:  Müslim, İman,10, (12); Tirmizi, Zekat 2, (619); Nesai, Salat 4, (1, 228, 229) Bu metin Nesai'dekidir.

Konu:  Namaz


2306-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a Mi'rac'a çıktığı gece elli vakit namaz farz kılındı. Sonra bu azaltılarak beşe indirildi. Sonra da şöyle hitap edildi: "Ey Muhammed! Artık, nezdimde (hüküm kesinleşmiştir), bu söz değiştirilmez. Bu beş vakit, (Rabbinin bir lüftu olarak on misliyle kabul edilerek) senin için elli vakit sayılacaktır."

Kaynak:  Buhari, Bed'ül-Halk 6, Enbiya 22, 43, Menakıbu'l-Ensar 42; Müslim, İman 259, (162); Tirmizi, Salat 159, (213); Nesai, Salat 1, (1, 217-223).

Konu:  Namaz


2307-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Allah, namazı peygamberinizin diliyle hazerde dört, seferde iki, korku halinde de dört rek'at olarak farz kılmıştır."

Kaynak:  Müslim, Salat 5, (687); Ebu Davud, Salat 287, (1247); Nesai, Taksir 1, (3,118,119).

Konu:  Namaz


2308-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Allah namazı (ilk defa farz ettiği zaman iki rek'at olarak farz etmişti. Sonra onu hazer için (dörde) tamamladı. Yolcu namazı ilk farz edildiği şekilde sabit tutuldu."

Kaynak:  Buhari, Salat 1, Taksiru's-Salat 5, Menakıbu'l-Ensar 47; Müslim, Salatu'-Müsafari.n 2, (685); Muvatta, Kasru's-Salat 8, (1,146; Ebu Davud, Salat 270, (1198); Nesai, Salat 3, (1, 225).

Konu:  Namaz


2309-)  Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Kurban bayramında kılınan namaz iki rek'attir, Fıtır (Ramazan) bayramında kılınan namaz iki rek'attir, sefer namazı iki rek'attir, cum'a namazı da iki rek'attir. Bunlar Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın lisanı üzere, tamamdır, kısaltma yoktur."

Kaynak:  Nesai, Cum'a 37, (3,111), Taksir 1, (3,118), İdeyn 11, (3,183).

Konu:  Namaz


2310-)  Abdullah İbnu Fudale, babası (Fudale'den) naklen anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bana öğrettikleri arasında: "Beş vakit namaza devam edin!" emri de vardı. Ben: "Bu beş vakit, benim meşguliyetlerimin bulunduğu anlardır. Bana (bunların yerine geçecek) cami (kapsamlı) bir şey emret, öyle ki onu yaptım mı, benden beş vakit namaz borcunun yerine geçsin!" dedim. Bunun üzerine: "Öyleyse Asreyn'e devam et!" buyurdu. Bu kelime bizim dilimizde yoktu. Bu sebeple: "Asreyn nedir?" diye sordum. "Güneş doğmazdan önceki namazla güneş batmazdan önceki namaz" buyurdu."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 9, (428).

Konu:  Namaz


2311-)  Sebretü' bnu Ma'bed (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Yedi yaşına geldi mi çocuğa namazı emredin, on yaşına geldi mi kılmadığı takdirde dövün." Tirmizi'nin rivayetinde "Çocuğa namazı yedi yaşında öğretin, kılmadığı takdirde on yaşında dövün" şeklindedir.

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 26, (494); Tirmizi, Salat 299, (407).
 

2312-)  Amr İbnu'l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Çocuklarınıza, onlar yedi yaşında iken namazı emredin. On yaşında olunca namaz(daki ihmalleri) sebebiyle onları dövün, yataklarını da ayırın."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 25, (495, 496).

Konu:  Namaz


2313-)  Onun bir diğer rivayetinde şöyle denir: "Resûlullah'a bundan (namazın çocuğa ne zaman emredileceğinden) sorulmuştu: "Çocuk sağını solundan ayırmasını bildi mi ona namazı emredin" buyurdu."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 26, (497).

Konu:  Namaz


2314-)  İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) beni Uhud savaşı sırasında teftiş etti. O zaman ondört yaşında idim, savaşa katılmama izin vermedi. Hendek savaşı sırasında da beni gördü, o zaman ben onbeş yaşında idim, bu sefer bana (cihad) izni verdi." Nafi' der ki: "Ben Ömer İbnu Abdilaziz'e uğradım, o zaman halife idi. Kendisine bu vak'ayı anlattım. Bana: "Bu (onbeş yaş) çocukla büyüğü ayıran hududdur" buyurdu. Valilerine yazarak, onbeş yaşına basanları mükellef addetmelerini, daha küçükleri aile efradından saymalarını emretti."

Kaynak:  Buhari, Şehadat 18, Megazi 29, Müslim, İmaret 91, (1868); Tirmizi, Cihad 31, (1711); Ebu Davud, Hudud 17, (4406, 4407); Nesai, Talak 20, (6,155).

Konu:  Namaz


2315-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim bir namaz unutacak olursa hatırlayınca derhal kılsın. Unutulan namazın bundan başka kefareti yoktur."

Kaynak:  Buhari, Mevakitu's-Salat 37; Müslim, Mesacid 314, (684); Tirmizi, Salat 131, (178); Ebu Davud, Salat 11, (442); Nesai, Mevakit 52, 53, (2, 293, 294).

Konu:  Namaz


2316-)  Buhari ve Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle denmiştir: "Sizden biriniz namaz sırasında yatmış idiyse veya namaza karşı gaflet etmiş (ve unutmuş) ise, hatırlar hatırlamaz onu kılsın. Zira Allah Teala Hazretleri şöyle buyurmuştur: "Beni anmak için namaz kıl!" (Ta-ha 14).

Kaynak:  Buhari, Mevakitu's-Salat 37; Müslim, Mesacid 314, (684); Tirmizi, Salat 131, (178); Ebu Davud, Salat 11, (442); Nesai, Mevakit 52, 53, (2, 293, 294).

Konu:  Namaz


2317-)  Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah'la beraber bir gece boyu yürüdük. Cemaatten bazıları: "Ey Allah'ın Resülü! Bize mola verseniz!" diye talepte bulundular. Efendimiz: "Namaz vaktine uyuya kalmanızdan korkuyorum" buyurdu. Bunun üzerine Hz. Bilal: "Ben sizi uyandırırım!" dedi. Böylece Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) mola verdi ve herkes yattı. Nöbette kalan Bilal de sırtını devesine dayamıştı ki gözleri kapanıverdi, o da uyuyakaldı. Güneşin doğmasıyla Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) uyandı ve: "Ey BiIaI! Sözün ne oldu?" diye seslendi ve Hz. Bilal: "Üzerime böyle bir uyku hiç çökmedi" diyerek cevap verdi. Aleyhissalatu vesselam: "AIIah Teala Hazretleri, ruhlarınızı dilediği zaman kabzeder, dilediği zaman geri gönderir. Ey BiIaI! Halka namaz için ezan oku" buyurdu. Sonra abdest aldı ve güneş yükselip beyazlaşınca kalktı, kafileye cemaatle namaz kıldırdı."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435-441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294-298), İmamet 47, (2,106).

Konu:  Namaz


2318-)  Bu hadis Ebu Davud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Güneşin harareti onları uyandırınca kalktılar, bir müddet yürüdüler, sonra tekrar konaklayıp abdest aldılar. Hz. Bilal (radıyallahu anh) ezan okudu. Sabahın iki rekatlik (sünnet) namazını kıldılar, sonra da sabah namazını (kazaen) kıldılar. Namazdan sonra hayvanlara binip yola koyuldular. Giderken birbirlerine: "Namazımızda ihmalkarlık ettik" diye yakınıyorlardı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Uyurken (vaki olan namaz kaçması) ihmal sayılmaz, ihmal uyanıklıktadır. Sizden biri, herhangi bir namazda gaflete düşer kaçırırsa, hatırlayınca onu hemen kılsın. Ertesi sabahın namazı da mütad vaktinde kılınır" buyurdu."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435-441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294- 298), İmamet 47, (2,106).

Konu:  Namaz


2319-)  Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "Namaz(ın kaçmış olmasın)dan korkarak kalktık, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Ağır olun, ağır olun, bunda bir taksiriniz yok!" buyurdu. Güneş yükselince de: "Sizden kim sabahın iki rekat sünnetini (mütad olarak) kılıyor idiyse yine kılsın" dedi. Bu emir üzerine kılan da, kılmayan da kalkıp sünnetini kıldı. Sonra Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) namaz için kamet emretti. Kamet getirildi. Efendimiz kalktı ve bize namaz kıldırdı. Namaz bitince: "Haberiniz olsun, AIIah'a hamdediyoruz ki, bizi namazımızdan, dünyevi işlerimizden herhangi biri alıkoymuş değildir. Ancak ruhlarımız AIlahu Teala'nın kabza-i tasarrufundadır, dilediği zaman onu salar. Sizden kim sabah namazına, sabahleyin mütad vaktinde kavuşursa, sabah namazıyla birlikte bir mislini de kaza etsin!" dedi."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435-441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294-298), İmamet 47, (2,106).

Konu:  Namaz


2320-)  Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai'nin bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "Şunu bilin ki, uykuda ihmal sözkonusu değildir. İhmal lyani taksir), diğer bir namazın vakti girinceye kadar namazını kılmayan için mevzubahistir."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435-441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294-298), İmamet 47, (2,106).

Konu:  Namaz


2321-)  Müslim'in Ebu Hüreyre'den kaydettiği bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "...Güneş doğuncaya kadar uyanmadı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Herkes bineğinin başından tutsun (ve burayı terketsin). Zira burası bize şeytanın musallat olduğu bir yerdir!" dedi. Biz de emri yerine getirdik."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435-441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294- 298), İmamet 47, (2,106).

Konu:  Namaz


2322-)  Ebu Davud'un Ebu Hüreyre'den kaydettiği bir rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Size gaflet gelen bu yeri değiştirin!" buyurdu.

Kaynak:  Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435 - 441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294-298), İmamet 47, (2,106).

Konu:  Namaz


2323-)  İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) gecenin evvelinde yürüdü, sonuna doğru uyku molası verdi. Ancak güneş doğuncaya -veya bir kısmı ufuktan çıkıncaya- kadar uyanamadı. (Uyanınca) namazı hemen kılmadı. Güneş yükselince namazı kıldı. İşte bu orta namazdır (Salatu'l-Vusta)."

Kaynak:  Nesai, Mevakit 55, (1, 299).

Konu:  Namaz


2324-)  İmam Malik, Zeyd İbnu Eslem'den naklen anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Muhakkak ki, Allah, ruhlarımızı kabzetmektedir. Dilerse onu, bize bundan başka bir vakitte iade eder." Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) böyle söyledikten sonra Hz. Ebu Bekri's-Sıddik (radıyallahu anh)'a yönelerek: "Şeytan (bu gece) namaz kılmakta iken Bilal'e geldi ve onu yatırdı. Uyuması için bir çocuk nasıl sallanarak avutulursa öylece onu da sallayarak uyuttu" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sonra Bilal'i çağırdı. Gelince Bilal, Resûlullah'a onun Hz. Ebu Bekr'e anlattığının tıpkısını haber verdi. Hz. Ebu Bekr bu işittikleri karşısında: "Şehadet ederim ki, sen Allah'ın Resülüsün!" demekten kendini alamadı."

Kaynak:  Muvatta, vukütu's-Salat 26, ( 1.14-15).

Konu:  Namaz


2325-)  Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Ömer, Hendek savaşı sırasında bir keresinde güneş battıktan sonra geldi ve Kureyş kafirlerine küfretmeye başladı ve bu meyanda: "Ey Allah'ın Resülü dedi, güneş batmak üzereyken ikindi namazını (güç bela) kılabildim." Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Vallahi ikindiyi ben kılamadım!" dedi. Beraberce kalkıp Butha'ya gittik. Orada Efendimiz abdest aldı, biz de abdest aldık. Güneş battıktan sonra ikindiyi kıldı, sonra da akşamı kıldı."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 36, 38, Ezan 26, Salatu'l-Havf 4, Megazi 29; Müslim, Mesacid 209, (631); Tirmizi, Salat 132, (180); Nesai, Sehv 105, (3, 84, 85).

Konu:  Namaz


2326-)  İbnu Mes'üd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Müşrikler Hendek günü Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı fazlaca meşgul ederek dört vakit namazı kazaya bıraktırdılar, geceden Allah'ın dilediği bir müddet geçinceye kadar onları kılamadı. Sonra Bilal (radıyallahu anh)'e emretti, o da ezan okudu. Sonra kamet getirdi. Resûlullah öğleyi (kazaen) kıldı. (Bilal tekrar) ikamet getirdi, Resûlullah ikindiyi kıldı. Sonra (Bilal tekrar) ikamet getirdi. Resûlullah akşamı kıldı. Sonra (Bilal yatsı için) kamet getirdi ve Resûlullah yatsıyı kıldı."

Kaynak:  Tirmizi, Salat 132, (179); Nesai, Mevakit 55, (1, 297, 298).

Konu:  Namaz


2327-)  Nafi' anlatıyor: "Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'e baygınlık gelmiş ve aklı gitmişti. (Bu esnada kılamadığı) namazı kaza etmedi." İmam Malik der ki: "Doğruyu Allah bilir ya, bana göre bu şundan ileri gelir: "Vakit çıkmıştır. Ama vakit içinde ayılan, o vaktin namazını kılar.."

Kaynak:  Muvatta, Vukût 24, (1,13).

Konu:  Namaz


2328-)  Yine Nafi' anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) dedi ki: "Kim bir namazı unutur ve bunu imamın arkasında namaz kılarken hatırlarsa, imam selamı verince unutmuş olduğu namazı hemen kılsın, sonra da öbür namazı (kıldığını yeniden) kılsın."

Kaynak:  Muvatta, Kasru's-Salat 77, (1,168).

Konu:  Namaz


2329-)  Hz. Cabir (radıyallahu anh)'in anlattığına göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'in şöyle söylediğini işitmiştir "Kişiyle şirk arasında namazın terki vardır." Tirmizinin metni şöyledir: "Küfürle iman arasında namazın terki vardır."

Kaynak:  Müslim, İman 134, (82); Ebu Davud, Sünnet 15, (4678); Tirmizi, İman 9, (2622). Metin Müslim'in metnidir.

Konu:  Namaz


2330-)  Tirmizi ve Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde: "Kulla küfür arasında namazın terki vardır."

Kaynak:  Tirmizi, İman 9, (2622); Ebu Davud, Sünnet 15, (4678); İbnu Mace, Salat 77, (1078).

Konu:  Namaz


2331-)  Hz. Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Benimle onlar (münafıklar) arasındaki ahid (antlaşma) namazdır. Kim onu terkederse küfre düşer."

Kaynak:  Tirmizi, İman 9, (2623); Nesai, Salat 8, (1, 231, 232); İbnu Mace, Salat 77, (1079).
 

2332-)  Abdullah İbnu Şakik merhum anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın Ashab'ı ameller içerisinde sadece namazın terkinde küfür görürledi."

Kaynak:  Tirmizi, İman 9, (2624).

Konu:  Namaz


2333-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İkindi namazını kaçıran bir insanın (uğradığı zarar yönünden durumu), malını ve ehlini kaybeden kimsenin durumu gibidir."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 14; Müslim, Mesacid 200, (626); Muvatta, Vukütu's-Salat 21, (1,11,12); Ebu Davud, Salat 5, (414, 415); Tirmizi, Salat 128, (175); Nesai, Salat 17, (1, 238).

Konu:  Namaz


2334-)  Ebü'l-Melih (rahimehümullah) anlatıyor: "Biz bulutlu bir günde Büreyde (radıyallahu anh) ile bir gazvede beraberdik. Dedi ki: "İkindi namazını erken kılın, zira Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Kim ikindi namazını terkederse ameli boşa gider" buyurdu."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 15, 34; Nesai, Salat 15, (1, 236).

Konu:  Namaz


2335-)  Hz. Ebu Mûsa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir zat gelerek namaz vakitlerini sordu. Efendimiz ona hiçbir cevap vermedi." (Sabah vaktinde) şafak sökünce, henüz kimse kimseyi tanıyamayacak kadar ortalık karanlık iken Bilal'e emretti, sabah ezanını okudu. Sonra, güneş tam tepe noktasından batıya dönme (zeval) anında yine Bilal'e emretti, öğle ezanını okudu. Bu vakit için, -öbürlerinden daha iyi bilen- birisi: "Bu, gün ortası (nısfu'n-Nehar)" demişti. Sonra, güneş henüz yüksekte olduğu zaman emretti, Bilal akşam narnazı için ezan okudu. Sonra ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca yatsı için emretti, Bila! yatsı ezanını okudu. Sonra ertesi gün, sabah namazını tehir etti. O kadar geciktirdi ki, kişinin, "sabah vakti çıktı veya çıkmak üzere" demesi anında namazı tamamladı. Sonra öğleyi tehir etti, öyle ki, öğle namazını dün ikindiyi kıldığımız ana yakın bir vakitte kıldı. Sonra ikindiyi tehir etti. Bir kimsenin, "Güneş (ikindi) kızıllığına büründü" diyebileceği bir vakitte namazdan çıktı. Sonra akşamı, nerdeyse ufuktan aydınlığın (şafak) kaybolduğu ana kadar tehir etti."

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2336-)  Bir rivayette de şöyle gelmiştir: Akşamı, ikinci günde, ufuktaki aydınlığın kaybolmasından önce kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin ilk üçte birine kadar tehir etti. Sonra sabah oldu ve soru sahibini çağırdı: "İşte namazın vakti bu iki hudud arasındadır" buyurdu.

Kaynak:  Müslim, Mesacid 178, (614); Ebu Davud, Salat 2, (395); Nesai, Muvakit 15, (1, 260, 261). Metin Müslim'e aittir.

Konu:  Namaz


2337-)  Ebu Davud'un bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Sabah namazını kişi arkadaşının yüzünü tanıyamayacak -veya kişi yanındakini tanımayacak- kadar (ortalığın karanlık olduğu) bir anda kıldı. Sonra ikindiyi öylesine tehir etti ki, namazdan çıktığı zaman güneş sararmıştı..." Rivayetin sonunda Ebu Davud der ki: Bu hadisi rivayet edenlerden bazısı şöyle dedi: "sonra yatsıyı gece yarısına kadar tehir ederek kıldı."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 2, (396).

Konu:  Namaz


2338-)  Hz. Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a namazların vaktinden sormuştu. Ona: "Şu (önümüzdeki) iki günde namazları bizimle kıl!"buyurdu. (O gün) güneş tam tepe noktasından (batıyor) kayınca ezan için Bilal'e emretti. O da öğle ezanını okudu. Sonra öğle için kamet okumasını emretti. Sonra güneş yüksekte, beyaz parlak iken emretti ve ikindi için kamet okudu. Sonra güneş batınca emretti, akşam için kamet okudu. Sonra ufuktaki aydınlık kaybolunca emretti, yatsı için kamet okudu. Sonra şafak sökünce emretti sabah için kamet okudu. İkinci gün olunca, Bilal'e ortalığın serinlemesini beklemeyi emretti. O da öğleyi, ortalık iyice serinleyinceye kadar geciktirdi. İkindiyi, güneş yüksekten, dünkü vakitten biraz sonra kıldı. Akşamı ufuktaki beyazlık kaybolmazdan az önce kıldı. Yatsıyı gecenin üçte biri geçtikten sonra kıldı. Sabahı ortalık iyice ağarınca kıldı. Sonra: "Namaz vakitlerinden soran kimse nerede?" diye sordu. Soru sahibi: "Benim ey Allah'ın Resülü!" dedi. "Namazlarınızın vakti dedi, gördüğünüz (iki vakit) arasındadır."

Kaynak:  Müslim, Mesacid 176, 177, (613); Tirmizi, Salat 115, (152); Nesai, Mevakit 12, (1, 258).

Konu:  Namaz


2339-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Cibril (aleyhisselam) bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldı. Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldı. Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldı. Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldı. İkinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde herşeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldı. Sonra ikindiyi, herşeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldı. Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldı. Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldı. Sonra Cibril (aleyhisselam) bana yönelip: "Ey Muhammedl Bunlar senden önceki peygamberlerin (aleyhimüssalatu vesselam) vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!" dedi. "

Kaynak:  Tirmizi, Salat 1, (149); Ebu Davud, Salat 2, (393).

Konu:  Namaz


2340-)  Nesai'nin Hz. Cabir (radıyallahu anh)'den yaptığı bir rivayette şöyle denmiştir: "Sonra O'na (Cibril), Fecr uzayıp sabah olunca daha yıldızlar parlak ve cıvıl cıvıl iken geldi. Dünkü yaptığını aynen yaptı, sabah namazını kıldı. Sonra da: "Namaz vakti, işte gördüğünüz bu iki namaz arasıdır" dedi."

Kaynak:  Nesai, Mevakit 10, (1, 256).

Konu:  Namaz


2341-)  Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "...Öğleyi, güneş (tepeden batıya) meyledince kıldı. (Bu sırada) gölge ayakkabı bağı kadardı. Sonra ikindiyi, gölge ayakkabı bağının misli ve adam boyu olunca kıldı. Sonra akşamı, güneş batınca kıldı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık kaybolunca kıldı. Sonra, sabahı, şafak sökünce kıldı. Sonra ertesi günün öğlesini, gölge, adam boyu olunca kıldı. Sonra ikindiyi, kişinin gölgesi iki misli olunca kıldı. Sonra akşamı, güneş batınca kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte birine veya yarısına doğru kıldı. Sonra sabahı kıldı ve ortalık ağardı."

Kaynak:  Nesai, Mevakit I5, 7,10,17, (1, 251, 255, 261, 263).

Konu:  Namaz


2342-)  Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bilesiniz, namazın bir ilk vakti bir de son vakti vardır. Öğle vaktinin evveli güneşin tepe noktasından batıya meyil (zeval anıdır. Son vakti de ikindinin girdiği andır. İkindi vaktinin evveli, vaktinin girdiği andır. Vaktin sonu da güneşin sarardığı andır. Akşam vaktinin evveli, güneşin battığı andır. Vaktin sonu da ufuktaki aydınlığın (şafak) kaybolduğu andır. Yatsı vaktinin evveli, ufuğun kaybolduğu andır. Vaktin sonu da gecenin yarısıdır. Sabah vaktinin evveli fecrin (aydınlığı) doğmasıdır. Vaktin sonu da güneşin doğmasıdır."

Kaynak:  Tirmizi, Salat 114, (151); Müslim, Mevakit 6, (1, 249, 250).

Konu:  Namaz


2343-)  Muvatta'da Abdullah İbnu Rafi' Mevla Ümmü Seleme'den kaydedilen bir rivayette şöyle denmiştir: "Abdullah İbnu Rafi', Ebu Hüreyre'ye namazların vaktini sormuştu. Ebu Hüreyre kendisine şu açıklamayı yaptı: "Ben sana haber vereyim: Gölgen kendi mislin kadarken öğleyi kıl. İkindiyi gölgen iki mislin olunca kıl. Akşamı güneş batınca kıl. Yatsıyı seninle arana gecenin üçte biri girince kıl. Sabahı da alaca karanılıkta kıl."

Kaynak:  Muvatta, Vukütu's-Salat 9, (1, 8). 6

Konu:  Namaz


2344-)  İmam Malik'in anlattığına göre, Hz. Ömer valilerine şöyle yazdı: "Nazarımda işlerinizin en ehemmiyetlisi namazdır. Kim onu (farz, vacib, sünnet ve vaktine riayetle) korur ve (tam zamanında kılmaya) devam ederse dinini korumuş olur. Kim de onu(n zamanını tehir suretiyle) zayi ederse, onun dışındakileri daha çok zayi eder." Hz. Ömer yazısına şöyle devam etti: "Öğleyi gölge bir ziralıktan birinizin gölgesi misli oluncaya kadar kılınız. İkindiyi, güneş yüksekte, beyaz, parlak iken, hayvan binicisinin, güneş batmazdan önce iki veya üç fersahlık yol alacağı müddet içerisinde; akşamı güneş batınca; yatsıyı ufuktaki aydınlık battımı gecenin üçte birine kadar kılınız. -Kim (yatsıyı kılmadan) uyursa gözüne uyku düşmesin, kim (yatsıyı kılmadan) uyursa gözüne uyku düşmesin, kim (yatsıyı kılmadan) uyursa gözüne uyku düşmesin- Sabahı da yıldızlar parlak ve cıvıldarken kılınız."

Kaynak:  Muvatta, Mevakit 6, (1, 6-7).

Konu:  Namaz


2345-)  Muvatta'nın diğer bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Hz. Ömer (radıyallahu anh), Ebu Müsa el-Eş'ari hazretlerine yazdığı bir mektupta aynı şeyi hatırlattı ve (ilaveten) şunu yazdı: "Onda -yani sabah namazında- mufassal sürelerden iki uzun süre oku."

Kaynak:  Muvatta, Mevakit 7, (1, 7).

Konu:  Namaz


2346-)  Yine benzer bir diğer rivayette şu ifade mevcuttur: Hz. Ömer, Ebu Müsa (radıyallahu anhüma)'ya şöyle yazdı: ". . .Yatsıyı seninle (akşam namazıyla) arana gecenin üçte biri girince kıl. Geciktirirsen gecenin yarısına kadar olsun. Sakın gafillerden olma."

Kaynak:  Muvatta, 8, (1, 7).

Konu:  Namaz


2347-)  Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Öğlenin (başlama) vakti, güneşin (tepe noktasından batıya) meylettiği zamandır. Kişinin gölgesi kendi uzunluğunda olduğu müddetçe öğle vakti devam eder, yani ikindi vakti girmedikçe. İkindi vakti ise güneş sararmadıkça devam eder. Akşam vakti ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolmadığı müddetçe devam eder. Yatsı namazının vakti orta uzunluktaki gecenin yarısına kadardır. Sabah namazının vakti ise fecrin doğmasından (yani şafağın sökmesinden) başlar, güneş doğuncaya kadar devam eder. Güneş doğdu mu namazdan vazgeç. Çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasından doğar."

Kaynak:  Müslim, Mesacid,173, (612); Ebu Davud, Salat 2, (396); Nesai, Mevakit 15, (1, 260).

Konu:  Namaz


2348-)  Ebü'l-Minhal Seyyar İbnu Selame (rahimehullah) anlatıyor: "Ben ve babam birlikte Ebu Berze el-Eslemi (radıyallahu anh)'nin yanına girdik. Babam ona: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) farz namazları nasıl kılardı?" diye sordu. Şu cevabı verdi: "Efendimiz sizin "el-Evvel" dediğiniz öğle namazını güneş (tepe noktasından) batıya kayınca kılardı. Birimiz ikindiyi kılınca, Medine'nin en uzak yerindeki evine dönerdi de güneş hala canlılığını korurdu. Akşam namazı hakkında ne söylediğini unuttum. Sizin atame dediğiniz yatsıyı geciktirmeyi iyi bulurdu (müstehap addederdi). Yatsıdan önce uyumayı, sonra da konuşmayı mekruh addederdi. Kişi (yanında beraber oturduğu) arkadaşını tanıyınca sabah namazından ayrılırdı. Namazda altmış-yüz ayet miktarınca Kur'an okurdu."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 11, 13, 39, Ezan 104; Müslim, Mesacid 237, (647); Ebu Davud, Salat 3, (398); Nesai, Mevakit 2, (1, 246), 20, (1, 265).

Konu:  Namaz


2349-)  Muhammed ibnu Amr İbni'l-Hasen İbni Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Haccac, Medine'ye geldiğinde namazı mütad vaktinden tehir ediyordu. Bunun üzerine Cabir İbnu Abdillah (radıyallahu anh)'a (namazların vakti hakkında) sorduk. Bize şu açıklamayı yaptı: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) öğleyi hararetin şiddetli olduğu zamanda (hacire vaktinde) kılardı. İkindiyi de güneş parlakken kılardı. Akşamı, güneş batınca; yatsıyı bazan geciktirir, bazen de öne alırdı. Halkın toplandığını görünce tacil eder, onları ağır görünce de tehir ederdi. Sabahı da alaca karanlıkta kılardı.

Kaynak:  Buhari, Mevakit 18, 21; Müsıim, Mesacid 234, (646); Ebu Davud, Salat 3, (397); Nesai, Mevakit 18, (1, 264).

Konu:  Namaz


2350-)  Nesai'nin Enes (radıyallahu anh)'ten yaptığı rivayette şöyle denmiştir: "Sabahı, göz(ün görme ufku) genişleyinceye kadar kılardı."

Kaynak:  Nesai 29, (1, 278).

Konu:  Namaz


2351-)  İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) öğle namazı kıldığı zaman (gölgenin) miktarı, yazda üç ayaktan beş ayağa kadar idi. Kışta da beş ayaktan yedi ayağa kadardı."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 4, (400); Nesai, Mevakit 6, (1, 251).
 

2352-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Mü'min kadınlar Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'la birlikte sabah namazlarını, bürgülerine sarılmış olarak kılarlardı. Sonra, namazlarını kılınca evlerine dönerlerdi de bu esnada karanlıktan dolayı kimse de onları tanıyamazdı."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 13, 27, Ezan 162,165; Müslim, Mesacid 231, (645); Muvatta, Vuküt 4, (1, 5); Ebu Davud, Salat 8, (423); Tirmizi, Salat 116, (153); Nesai, Mevakit 25, (1, 271).

Konu:  Namaz


2353-)  Yine Hz. Aişe anlatıyor: "Ben öğle namazını, ne Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kadar, ne de Ebu Bekr ve Ömer kadar tacil edip geciktirmeyen bir başka insan tanımıyorum."

Kaynak:  Tirmizi, Salat, 118.

Konu:  Namaz


2354-)  Yine Tirmizi'de Ümmü Seleme (radıyallahu anha)'den kaydedilen bir hadiste denmiştir ki: "Öğleyi tacilde Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sizden daha titizdi. Siz de ikindiyi tacilde ondan daha titizsiniz."

Kaynak:  Tirmizi

Konu:  Namaz


2355-)  Habbab (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a (secde edilen) yerin sıcaklığından şikayet ettik, ancak şikayetimizi dinlemedi. Züheyr, Ebu İshak'a: "Şikayetiniz öğle vaktinden miydi?" diye sordu. Öbürü: "Evet!" dedi. Ben: "Vakit girer girmez, (yani ortalık çok sıcakken) kılınmasından mı?" diye sordum. O yine: "Evet!" dedi."

Kaynak:  Müslim, Mesacid 189, (619); Nesai, Mevakit 2, (1, 247).

Konu:  Namaz


2356-)  Hz. Enes (radıyallahu anh): "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (yolculuk sırasında) bir yere inecek olsa, öğleyi kılmadan orayı terketmezdi" demişti. Bir adam sordu: "Yani gün ortasında olsa da mı?" "Evet, dedi, Enes, gün ortasında olsa da!"

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 273, (1205); Nesai, Mevakit 3, (1, 248).

Konu:  Namaz


2357-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) güneş odama vurduğu sırada ikindiyi kılardı." Ebu Davud'un rivayetinde şu ziyade var: "... (güneş) odamdan yükselmezden önce..."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 13, Humus 4; Müslim, Mesacid 169, (611); Ebu Davud, Salat 5, (407); Tirmizi, Salat 120, (159); Nesai, Mevakit 8, (1, 252).

Konu:  Namaz


2358-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) güneş yüksekte ve canlı iken ikindiyi kılardı. Bu esnada kişi avali'ye (dış semtlere) gider, oraya varırdı ve hala güneş yüksekliğini muhafaza ederdi. Gidilen bu avali'den bazıları Medine'ye dört mil uzaklıkta idi."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 13, İ'tisam 16; Müslim, Mesacid 192-197, (621-624); Muvatta, Vuküt 11, (1, 8-9); Ebu Davud, Salat 5, (404-405); Nesai, Mevakit 8, (1, 252-254).

Konu:  Namaz


2359-)  Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Es'ad İbnu Sehl İbnu Huneyf der ki: "Biz Ömer İbnu Abdilaziz (rahimehullah) ile öğleyi kıldık. Sonra çıkıp Hz. Enes İbnu Malik (radıyallahu anh)'in yanına gittik. Varınca onu ikindiyi kılıyor bulduk. Ben kendisine:- "Ey amcacığım! Kıldığın bu namaz da ne?" diye sordum. Bana: "Bu, ikindi namazıdır. Ve bu Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'Ia beraber kıldığımız namazdır" dedi.

Kaynak:  Buhari, Mevakit 13, İ'tisam 16; Müslim, Mesacid 192-197, (621-624); Muvatta, Vuküt 11, (1, 8-9); Ebu Davud, Salat 5, (404-405); Nesai, Mevakit 8, (1, 252-254).

Konu:  Namaz


2360-)  Bir diğer rivayette de şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bize ikindiyi kıldırdı. Namazdan çıkınca Efendimizin yanına Beni Seleme'den birisi geldi ve: "Ey Allah'ın Resülü! dedi. Biz, bir deve kesmek istiyor ve sizin de kesimde hazır bulunmanızı arzu ediyoruz." Efendimiz "Pekala!" deyip gitti. Biz de onunla gittik. Varınca, devenin henüz kesilmediğini gördük. Kestiler, parçaladırlar. Bir miktarını pişirdiler. Güneş batmadan o eti yedik."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 13, İ'tisam 16; Müslim, Mesacid 192-197, (621-624); Muvatta, Vuküt 11, (1, 8-9); Ebu Davud, Salat 5, (404-405); Nesai, Mevakit 8, (1, 252-254).

Konu:  Namaz


2361-)  Seleme İbnu'l-Ekva (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) akşamı, güneş batıp perdeye bürününce kılıyordu." Ebu Davud'un bir rivayetinde şöyle denir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) akşamı, güneşin battığı vakitte, güneş (kursunun son) izi de ufukta kaybolunca kılıyordu."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 18; Müslim, Mesacid 216, (636); Ebu Davud, Salat 6, (417); Tirmizi, Salat 122, (164).

Konu:  Namaz


2362-)  Rafi İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz akşamı, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte kılınca, cemaatten ayrılıp (ok atışı yapanımız olurdu da) attığı okun düştüğü yerleri rahat görebilirdi."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 18; Müslim, Mesacid 217, (637).

Konu:  Namaz


2363-)  Nesai nin bu hususta Eslem kabilesine mensup ashabtan bir kimseden kaydettiği beyan şöyledir: "Onlar Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte akşamı kılarlar, sonra da Medine'nin (Mescid'e) en uzak yerinde olan ailelerine dönüp ok atışı yaparlar ve de oklarının düştüğü yerleri görürlerdi."

Kaynak:  Nesai, Mevakit 13, (1, 259).

Konu:  Namaz


2364-)  Mersed İbnu Abdillah el-Müzeni (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ebu Eyyüb, gazi (mücahid) olarak yanımıza geldi. Bu sırada Ukbe İbnu Amir de Mısır'da vali idi. Ukbe, akşam namazını tehir etti. Ebu Eyyüb ona yönelerek: "Ey Ukbe! dedi. Bu kıldırdığın namaz ne namazıdır?" Ukbe, hatasını anlayarak: "Meşguliyetimiz vardı" diye özür beyan etti. Ebu Eyyüb: "Sen Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şu sözünü işitmedin mi? Buyurmuştu ki: "Ümmetim, akşam namazını, yıldızlar cıvıldayana kadar geciktirmedikçe hayır üzere -veya fıtrat üzere demişti- olmaktan geri kalmaz. "

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2365-)  Hz. Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana şu tembihte bulundu: "Ey Ali, üç şey vardır, sakın onları geciktirme: Vakti girince namaz, (hemen kıl!) Hazır olunca cenaze, (hemen defnet!) Kendisine denk birini bulduğun bekar kadın, (hemen evlendir!)"

Kaynak:  Tirmizi, Salat 127, (171).

Konu:  Namaz


2366-)  Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim sabah namazından bir rek'ati güneş doğmazdan önce kılabilirse, sabah namazına yetişmiş demektir. Kim ikindi namazından bir rek'ati güneş batmadan önce kılabiIirse ikindi namazına yetişmiş demektir."

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2367-)  Buhari ve Nesai'de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Sizden kim, ikindi namazının bir secdesini güneş batmazdan önce kılabilirse, namazını tamamlasın, sabah namazının da bir secdesini güneş doğmazdan önce kılabilen, namazını tamamlasın." Ancak Nesai (bir rivayetinde de) şöyle der: ". . iIk rekatinde kılarsa. . . "

Kaynak:  Buhari, Mevakit 28,17; Müslim, Mesacid 163, (608); Muvatta, Vuküt 5, (1, 6); Tirmizi,Salat 137, (186); Ebu Davud, Salat 5, (412); Nesai, Mevakit 11, (1, 257, 258), 28, (1, 273).

Konu:  Namaz


2368-)  Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hararet şiddetlenince namazı (vakit) biraz serinleyince kılın. Çünkü, şiddetli hararet cehennemden bir kabarmadır.

Kaynak:  Buhari, Mevakit 9, Bed'ü'l-Halk 10; Müslim, Mesacid 180, (615); Muvatta, Vüküt 28, (1,16); Ebu Davud, Salat 4, (402); Tirmizi, Salat 7, (157); İbnu Mace Salat 4, (677); Nesai, Mevakit 5 (1, 248-249).

Konu:  Namaz


2369-)  İmam Malik in bir rivayetinde (Resûlullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir): "Cehennem, Rabbine (ey Rabbim! bir kısmım, diğer bir kısmımı yiyor diye) şikayet etti. Bunun üzerine Rab Teala ona yılda iki kere teneffüs etmesine izin verdi: Kışta bir nefes, yazda bir nefes. (İşte, hararetten en şiddetli hissedilen ve soğuktan en şiddetli hissedilen şey bu soluklardır)."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 8; Muvatta, Vuküt 27, (1,15).

Konu:  Namaz


2370-)  Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz bir sefer sırasında Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraberdik. Müezzinimiz öğle namazı için ezan okumak istedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ona: "Serinlemeyi bekle!" dedi. Bir müddet geçince müezzin ezan okumak istemişti, yine ikinci ve hatta üçüncü defa: "Serinlemeyi bekle!" dedi. (Bekledik), hatta tümseklerin (doğu cihetindeki) gölgelerini gördük. O zaman aleyhissalatu vesselam: "Şiddetli hararet cehennemin bir kabarmasıdır. Öyleyse, hararet şiddetlenince öğle namazını (vakit) serinleyince kılın" dedi.

Kaynak:  Buhari, Mevakit 9,10, Ezan 18; Bed'ü'l-Halk 10; Müslim, Mesacid 184, (616); Ebu Davud, Salat 4, (401); Tirmizi, Salat 119, (1, 58).

Konu:  Namaz


2371-)  Kasım İbnu Muhammed anlatıyor: "Ben, Ashab'ı öğle namazını aşiyy'de kılar gördüm."

Kaynak:  Muvatta, Vuküt 13, (1, 9).

2372-)  Enes İbnu Malik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) hava sıcaksa öğleyi serinleyince kılıyordu, hava serinse ta'cil (edip ilk vaktinde) kılıyordu."

Kaynak:  Nesai, Mevakit 4, (1, 248).

Konu:  Namaz


2373-)  Ali İbnu Şeyban (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanına geldik. İkindi namazını, güneş gökte beyaz ve (sarılıktan arı ve) parlak olduğu müddetçe tehir ediyordu."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 5, (408).

Konu:  Namaz


2374-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Akşam yemeği hazırlanmış ise, yemeğe namazdan önce başlayın. Yemeğinizi aceleye de getirmeyin."

Kaynak:  Buhari, Et'ime 58, Ezan 42; Müslim, Mesacid 64, (557); Tirmizi, Salat 262, (353); Nesai, İmamet 57, (2,111).

Konu:  Namaz


2375-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Namaz başlar ve akşam yemeği de hazır olursa akşam yemeğiyle başlayın."

Kaynak:  Buhari, Et'ime 58, Ezan 42; Müslim, Mesacid 65. (558).

Konu:  Namaz


2376-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Birinizin akşam yemeği konur, (bu sırada) namaz da başlarsa, siz akşam yemeği ile başlayın. Ondan boşalıncaya kadar acele de etmeyin." "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) için yemek konunca namazın başladığı olurdu. O, yemekten boşalmadıkça namaza gelmezdi. Ancak o, imamın kıraatını dinlerdi."

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2377-)  Ebu Dauud'un bir diğer rivayetinde AbduIlah İbnu Ubeyd İbni Umeyr şunu anlatır: "İbnu'z-Zübeyr zamanında, ben Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'in yanında babamla birlikte bulunuyordum. Abbad İbnu Abdillah İbni'z-Zübeyr sordu: "Biz işittik ki, akşam yemeğine namazdan önce başlanırmış, (doğru mu?)" AbduIIah İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) şu cevabı verdi: "Bak hele! Onların akşam yemekleri nasıldı? Zanneder misin ki, bu, babanın akşam yemeği gibiydi?"

Kaynak:  Buhari, Ezan 42; Müslim, Mesacid 66, (559); Muvatta İsti'zan 19, (2, 971); Ebu Davud, Et'ime 10, (3757, 3759); Tirmizi, Salat 262, (353, 354).

Konu:  Namaz


2378-)  Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Yemek veya bir başka şey için namazınızı tehir etmeyin."

Kaynak:  Ebu Davud, Et'ime 10, (3758).

Konu:  Namaz


2379-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (bir gün) yatsıyı tehir etmişti. Ömer (radıyallahu anh) çıkıp: "Ey Allah'ın Resülü, namazı kılalım. Kadınlar ve çocuklar yattılar" dedi. Aleyhissalatu vesselam başı su damlıyor olduğu halde çıkıp: "Ümmetime meşakkat vermemiş olsam yatsıyı bu vakitte kılmalarını emrederdim!" buyurdu."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 24; Müslim, Mesacid 225, (642); Nesai, Mevakit 20, (1, 265).

Konu:  Namaz


2380-)  Hz. Enes (radıyallahu anh)'den rivayet edilir ki, kendisine: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yüzük kullandı mı?" diye sorulmuştur da şu cevabı vermiştir: "Bir gece, yatsıyı gece yarısına kadar (şatru'l-leyl) tehir etti. Sonra yüzü bize dönmüş olarak yanımıza geldi -sanki şu anda yüzüğünün parıltısını görüyor gibiyim- ve şöyle dedi: "İnsanlar namazlarını kıldılar ve yattılar. Siz ise, namazı beklediğiniz müddetçe namaz kılma (sevabını almaktasınız.

Kaynak:  Buhari, Mevakit 25, 40, Ezan 36, 156, Libas 48; Müslim, Mesacid 223, (640); Nesai, Mevakit 21, (1, 268).

Konu:  Namaz


2381-)  Yine Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Yatsı namazı için ikamet okunmuştu ki bir adam: "Benim bir işim var!" diyerek araya girdi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (farzı kıldırmazdan önce) kalktı, adamla hususi şekilde konuşmaya başladı. İnsanlar -veya bir kısmı- uyuyuncaya kadar konuşma uzadı. Namazı sonra kıldılar."

Kaynak:  Buhari, Ezan 27, 28, İstizan 48; Müslim, Hayz 126, (376); Ebu Davud, Salat 46, (542); Tirmizi, Salat 373, (517, 518); Nesai, İmamet 13, (2, 81).

Konu:  Namaz


2382-)  Hz. Muaz İbnu Cebel (radıyallahu anh) anlatıyor: "(Bir gece) Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı yatsı namazı için uzun müddet bekledik, ama gecikti. O kadar ki, bazıları (hane-i saadetinden) çıkmayacağı zannına düştü. İçimizden: "Namazını (evinde) kılmıştır" diyen bile oldu. İşte biz bu hal üzere iken Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) çıktı ve kendisine önceden tahminen söylediklerini tekrar ettiler. Bunun üzerine: "Geceye bu namazla girin. (Bilin ki) siz bu namaz sayesinde diğer ümmetlere üstün kılındınız. Bunu sizden önceki ümmetlerden hiçbiri kılmadı" buyurdu."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 7, (421).

Konu:  Namaz


2383-)  Ebu Müsa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir gün yatsı namazını geciktirdi. Hatta gecenin çoğu gitti. Sonra çıktı ve cemaate namazlarını kıldırdı. Namazı bitirince Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) orada hazır bulunan cemaate: "(Buradan ayrılmakta) acele etmeyin, size bir husus haber vereyim de sevinin: Bilesiniz, üzerinizdeki AIIah'ın nimetlerinden biri de şudur: Şu saatte namaz kılan sizden başka hiç kimse yok -veya sizden başka kimse şu saatte namaz kılmamıştır.-" Bu iki sözden hangisini söylemişti bilemiyoruz." Ebu Müsa ilaveten dedi ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'tan işittiklerimize sevinerek evlerimize döndük.

Kaynak:  Buhari, Mevakit 22; Müslim, Mesacid 224, (641).

Konu:  Namaz


2384-)  Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Namazdan bir rekate yetişen namazın tamamına yetişmiş sayılır."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 28,17; Müslim, Mesacid 161, (607); Muvatta, Vuküt 16, (1,10); Ebu Davud, Salat 241, (1121); Tirmizi, Salat 377, (524); Nesai, Mevakit 30, (1, 274); İbnu Mace, İkamet 91, (1122).

Konu:  Namaz


2385-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Namazlardan herhangi bir namazın bir rekatine yetişen, o namaza yetişmiş demektir. Ancak, kaçırdığını kaza eder."

Kaynak:  Nesai, Mevakit 30, (1, 275).

Konu:  Namaz


2386-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ölünceye kadar, hiçbir namazı son vaktinde iki kere kılmış değildir."

Kaynak:  Tirmizi, salat 127, (174).

Konu:  Namaz


2387-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Namazın ilk vaktinde Allah'ın rızası vardır. Son vaktinde de affı vardır."

Kaynak:  Tirmizi Salat 127, (172).

Konu:  Namaz


2388-)  Rafi' İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sabah namazını aydınlıkta kılın."

Kaynak:  Tirmizi, Salat 117, (154); Ebu Davud, Salat 8, (424); Nesai, Mevakit 27, (1, 272).

Konu:  Namaz


2389-)  Yahya İbnu Said (radıyallahu anh) demiştir ki: "Musalli, (farz) namazı vakti çıkmış olan namazları da kılar. Onun vaktinde kılamayıp kaçırdığı, ehlinden de malından da daha mühim (bir kayıp)dır."

Kaynak:  Muvatta, Vuküt 23, (1,12).

Konu:  Namaz


2390-)  Ümmü Ferve (radıyallahu anha) -ki Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a biat edenlerden biri idi- anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a, "Hangi amel efdaldir?" diye sorulmuştu, şu cevabı verdi: "İlk vaktinde kılınan namaz!"

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 9, (426); Tirmizi, Salat 127, (170); Müslim, İman 137, (85) Buhari, Mevakit 5.

Konu:  Namaz


2391-)  Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Üç vakit vardır ki, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bizi o vakitlerde namaz kılmaktan veya ölülerimizi mezara gömmekten nehyetti: - Güneş doğmaya başladığı andan yükselinceye kadar. - Öğleyin güneş tepe noktasına gelince, meyledinceye kadar. - Güneş batmaya meyledip batıncaya kadar."

Kaynak:  Müslim, Müsafirin 293, (831); Ebu Davud, Cenaiz 55, (3192); Tirmizi, Cenaiz 41, (1030); Nesai, Mevakit, 31, (1, 275, 26).
 

2392-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hiç biriniz, güneşin doğması ve batması esnasında namaz kılmaya kalkmasın."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 31, 30, Hacc 73; Müslim, Müsafırin 289, (838); Muvatta, Kur'an 47, (1, 220); Nesai, Mevakit 33, (1, 277).

Konu:  Namaz


2393-)  Abdullah es-Sunabihi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Güneş, beraberinde şeytanın boynuzu olduğu halde doğar, yükselince ondan ayrılır. Bilahare istiva edince (tepe noktasına gelince) ona tekrar mukarenet (yakınlık) peydah eder. Zevalden sonra (tepe noktasından ayrılıp batıya meyletimi) ondan yine ayrılır. Batmaya yakın tekrar ona yakınlık peydah eder, batınca ondan ayrılır." Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) işte bu vakitlerde namaz kılmaktan men etti."

Kaynak:  Muvatta, Kur'an 44, (1, 219); Nesai, Mevakit 31, (1, 275).

Konu:  Namaz


2394-)  Amr İbnu Abese es-Sülemi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gün Resûlullah aleyhissalatu vesselam'a: "Ey Allah'ın Resülü! dedim, Allah'a biri diğerinden daha yakın olan bir saat var mıdır -veya- Allah'ın zikri taleb edilen daha yakın bir saat var mıdır?" "Evet, dedi, vardır. Allah'ın kula en yakın olduğu zaman gecenin son kısmıdır. Eğer bu saatte Aziz ve Celil olan Allah zikredenlerden olabilirsen ol. Zira o saatte kılınan namaz, güneş doğuncaya kadar (meleklerin) beraberlik ve şehadetine mazhardır. Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar ve bu doğma anı kafirlerin ibadet vakitleridir. O esnada, güneş bir mızrak boyunu buluncaya ve (sarı, zayıf) ışıkları kayboluncaya kadar namazı bırak. Bundan sonra namaz -güneş gün ortasında mızrağın tepesine gelinceye kadar- yine (meleklerin) beraberlik ve şehadetine mazhardır. Güneşin tepe noktasına gelme saati, cehennem kapılarının açıldığı ve cehennemin coşturulduğu bir saattir; namazı (eşyaların gölgesi) doğu tarafa sarkıncaya kadar terkedin. Bundan sonra namaz -güneş batıncaya kadar- meleklerin beraberlik ve şehadetine mazhardır. Güneş, batarken de bu beraberlik ve şehadet kalmaz, çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasında kaybolur. O sırada yapılacak ibadet kafirlerin ibadetidir."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 299, (1277); Nesai, Mevakit 35, (1, 279, 280); Müslim, Müsafırin 294, (832).

Konu:  Namaz


2395-)  Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sabah namazını kıldıktan sonra güneş yükselinceye kadar artık namaz yoktur. İkindiyi kıldıktan sonra da güneş batıncaya kadar namaz yoktur."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 31; Müslim, Müsafirin 288, (827); Nesai, Mevakit 35, (1, 277, 278).

Konu:  Namaz


2396-)  Kütüb-i Sittenin beş kitabı tarafından İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'dan kaydedilen bir rivayette şöyle buyurulmuştur: "Nazarımda pek değerli birçok kimse -ki bence onların en değerlisi Hz. Ömer'di- şu hususta şahidlik ettiler: "ResüIuIIah (aleyhissalatu vesselam), sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar, ikindi namazından sonra da batıncaya kadar namaz kılmayı yasakladı."

Kaynak:  Buhari, Mevakit 330; Müslim, Müsafirin 286, (826); Ebu Davud, Salat 299, (1276); Tirmizi, Salat 134, (183); Nesai, Mevakit 32, (1, 276, 277).

Konu:  Namaz


2397-)  Nadr İbnu Abdirrahman, ceddi Muaz (radıyallahu anh)'dan anlattığına göre, der ki: "Muaz İbnu Afra ile birlikte tavafta bulundum (tavaftan sonra kılınan iki rekatlik tavaf namazını) kılmadı. Kendisine: "Namaz kılmıyor musun?" diye sordum. Şu cevabı verdi: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İkindi (namazı)ndan sonra güneş batıncaya kadar namaz yoktur. Sabah (namazın)dan sonra da güneş doğuncaya kadar namaz yoktur."

Kaynak:  Nesai, Mevakit 11, (1, 258).

Konu:  Namaz


2398-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) dedi ki: "Ömer vehme düştü (yanıldı). Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Namaz kılmak için güneşin batma ve doğma zamanını taharri etmeyin (araştırıp seçmeyin). Çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasında doğar" diye yasakladı." Müslim, şu ziyadede bulundu: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ikindiden sonraki iki rekati hiç bırakmadı."

Kaynak:  Müslim, Müsafirin 295, (833); Nesai, Mevakit 35, (1, 279).

Konu:  Namaz


2399-)  Cündüb İbnu's-Seken el-Gıfari'nin -ki bu zat Ebu Zerr (radıyallahu anh)'dır- anlattığına göre, Kabe'nin basamağına çıkıp şöyle demiştir. "Beni bilen bilir, bilmeyen de bilsin ki, ben Cündüb'üm. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı, şöyle söyler işittim: "Sabah (namazın)dan sonra güneş doğuncaya kadar namaz yoktur. İkindi namazından sonra da güneş batıncaya kadar; Mekke'de hariç, Mekke'de hariç, Mekke'de hariç."

Kaynak:  Rezin ilavesidir. Bu hadis, Ahmed İbnu Hanbel'in Müsned'inden tahric edilmiştir (5,165).

Konu:  Namaz


2400-)  Hz. Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ikindi (namazı)ndan sonra, güneşin yüksekte olma halini istisna ederek, namaz kılmayı yasakladı." Nesai nin rivayetinde (ibare, ifade bakımından biraz farkla) şöyle gelmiştir: "...güneşin beyaz ve parlak halde olmasını istisna ederek..."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 299, (1274); Nesai, Mevakit 36, (1, 280).

Konu:  Namaz


2401-)  Ebu Basra el-Gıfari (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) el-Muhammas'ta ikindi namazı kıldırdı. Ve dedi ki: "Bu namaz, sizden öncekilere de arz olundu, ama onlar bunu zayi ettiler. Kim buna devam ederse ecri iki kere verilecek. Şahid doğuncaya kadar; ondan sonra namaz mevcut değildir."

Kaynak:  Müslim, Müsafırin 292, (830); Nesai, Mevakit 14, (1, 259, 260).

Konu:  Namaz


2402-)  es-Saib İbnu Yezid (radıyallahu anh)'in anlattığına göre, "ikindiden sonra namaz kıldığı için el-Münkedir'i Hz. Ömer (radıyallahu anh)'in dövdüğünü görmüştür."

Kaynak:  Muvatta, Kur'an 50, (1, 221).

Konu:  Namaz


2403-)  Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) cuma günü hariç, gün ortasında (nısfu'n-nehar) namaz kılmayı mekruh addederdi ve derdi ki: "Cehennem, cuma dışında (her gün o vakitte) coşturulur."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 223, (1083).

Konu:  Namaz


2404-)  Ala İbnu Abdirrahman'ın anlattığına göre, öğle namazından çıkınca, Basra'daki evinde Enes İbnu Malik'e uğramıştı. Zaten evi de mescidin bitişiğindeydi. Der ki: "Huzuruna çıktığım zaman bana: "İkindiyi kıIdınız mı?" diye sordu. Ben: "Hayır, şu anda öğle namazından çıktık" dedim: "İkindiyi kılın!" dedi. Kalkıp kıldık. Namazdan çıkınca: "Ben, dedi, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim: "Bu, münafıkların namazıdır, oturur, oturur şeytanın iki boynuzu arasına girinceye kadar güneşi bekler, sonra kalkıp dört rek'at gagalar. Namazda Allah'ı pek az zikreder."

Kaynak:  Müslim, Mesacid 195, (622); Muvatta, Kur'an 46, (1, 220); Ebu Davud, Salat 5, (413); Tirmizi, Salat 120, (160); Nesai, Mevakit 9, (1, 254).

Konu:  Namaz


2405-)  İbnu Mes'üd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı vakti dışında sadece iki namazı kılarken gördüm: (Veda Haccı sırasında) Müzdelife'de akşamla yatsıyı birleştirerek kıldı. O gün, sabah namazını da (mütad) vaktinden önce kıldı."

Kaynak:  Buhari, Hacc 97, 99; Müslim, Hacc 292, (1289).

Konu:  Namaz


2406-)  Buhari'nin Abdurrahman İbnu Yezid'den kaydettiği bir diğer rivayet şöyledir: "İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) haccetmişti. Yatsı ezanı sırasında veya buna yakın bir zamanda Müzdelife'ye geldik. Yanındaki bir adama söyledi, ezan ve arkasından ikamet okudu. Sonra akşam namazını kıldı. Arkasından iki rekat (sünnetini) kıldı. Sonra akşam yemeğini istedi ve yedi. Arkadan bir adama emretti, ezan ve ikamet okudu, iki rekat olarak yatsıyı kıldı. Şafak söktüğü zaman: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şu saatte bugün ve bu yer dışında şu namazı hiç kimse kılmamıştır" dedi. Abdullah (radıyallahu anh) dedi ki: "İşte şu ikisi, vakti değiştirilmiş olan yegane iki namazdır. Biri akşam namazı- bu, halk Müzdelife'ye geldikten sonra kılınır; diğeri sabah namazı, bu da şafak söker sökmez kılınır." İbnu Mes'ud sözlerine devamla: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bunu yaptığını, sonra ortalık ağarıncaya kadar kaldığını gördüm" dedi. Sonra sözlerini şöyle tamamladı: "Eğer, Emirü'l Mü'minin -yani Hz. Osman (radıyallahu anh)- şu anda ifaza'da bulunsa (Mina'ya müteveccihen hareket etse) sünnete uygun hareket etmiş olur." (Hadisin ravisi Abdurrahman İbnu Yezid der ki): "Bilemiyorum, İbnu Mes'ud'un bu sözü mü önce telaffuz edildi, Hz. Osman'ın (Mina'ya) hareket emri mi. . . Derhal telbiye çekmeye başladı ve bu hal, yevm-i nahirde Büyük Şeytan'a taş atılıncaya kadar devam etti."

Kaynak:  Buhari, Hacc 99).

Konu:  Namaz


2407-)  Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İnsanlar, eğer ezan okumak ile namazın ilk safında yer almada ne (gibi bir hayır ve bereket) olduğunu bilseler, sonra da bunu elde etmek için kur'a çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka kur'aya başvururlardı."

Kaynak:  Buhari, Ezan 9, 32, Şehadat 30; Müslim, Salat 129, (437); Tirmizi, Salat 166, (225); Nesai, Mevakit 22, (1, 269), Ezan 31, (2, 23); Muvatta, Nida 3, (1, 68); Cemaat 6, (1,131).

Konu:  Namaz


2408-)  Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. İkamete başlanınca yine uzaklaşır, ikamet bitince geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve şunu hatırla, bunun düşün diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki (buna kapılan) kişi kaç rekat kıldığını bilemeyecek hale gelir."

Kaynak:  Buhari, Ezan 4, Amel fı's-Salat 18, Sehv 6, Bed'ü'I-Halk 11; Müslim, Salat 19, (389), Mesacid 83, (389); Ebu Davud, Salat 31, (516); Muvatta, Nida 6, (1, 69); Nesai, Ezan 30, (2, 21).

Konu:  Namaz


2409-)  Müslim'in diğer bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Şeytan namaz için okunan ezanı işitti mi kaçar. Müezzinin sesini işitmemek için sesli sesli yellenir. (Ezan bitip müezzin) susunca geri döner ve vesvese verir. İkameti işittiği zaman, müezzini duymamak için gider, susunca geri döner ve vesvese verir."

Kaynak:  Müslim, Salat 16, (389); Buhari, Ezan 4.

Konu:  Namaz


2410-)  Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim: "Şeytan namaz için okunan ezanı işitince Ravha nam yere kadar gider."

Kaynak:  Müslim, Salat 15, (388).

Konu:  Namaz


2411-)  Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraberdik. Bilal (radıyallahu anh) kalkıp ezan okudu. (Ezanı bitirip) susunca, Aleyhissalatu Vesselam: "Kim bunun mislini kesin bir inançla söylerse cennete girer" buyurdu."

Kaynak:  Nesai, Ezan 34, (2, 24).

2412-)  Abdullah İbnu Amr İbni'l-Amr As (radıyallahu anh)'ın anlattığına göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işitmiştir: "Ezanı işittiğiniz zaman müezzinin söylediğini aynen (kelime kelime) tekrar edin. Sonra bana salat-u selam okuyun. Zira kim bana salat-u selam okursa Allah da ona on misliyle rahmet eder. Sonra benim için el-vesile'yi taleb edin. Zira o, cennete bir makamdır ki, mutlaka AlIah'ın kullarından birinin olacaktır. Ona sahip olacak kimsenin ben olmamı ümid ediyorum. Kim benim için Allah'tan el-Vesile'yi taleb ederse, şefaat kendisine vacib olur."

Kaynak:  Müslim, Salat 11, (384); Ebu Davud, Salat 36, (522); Nesai, Ezan 33, (2, 23); Tirmizi, Salat 154, (208); İbnu Mace, Ezan 4, (720). Hadisin ilk cümlesi Buhari'de de rivayet edilmiştir (Ezan 7).

Konu:  Namaz


2413-)  Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ezanı işittiği zaman kim: "Allahümme Rabbe hazihi'd-da'veti't-tamme ve's-salati'I-kaime ati Muhammedeni'I-Vesilete ve'I-fadilete veb'ashu makamen mahmüdeni'Ilezi va'adtehu. (Ey bu eksiksiz davetin ve kılınan namazın sahibi! Muhammed'e‚ Vesile'yi ve fazileti ver. O'nu, va'adettiğin -bir rivayette va'adettiğin üzere- makam-ı Mahmüd üzere ba's et (dirilt)" derse, ona Kıyamet günü mutlaka şefaatim helal olur."

Kaynak:  Buhari, Ezan 8; Ebu Davud, Salat 28, (529); Tirmizi, Salat 157, (211); Nesai, Ezan 38, (2, 26); İbnu Mace, Ezarı 4, (722).

Konu:  Namaz


2414-)  Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Müezzin, "Allahu ekber Allahu ekber" deyince sizden kim samimiyetle, "Allahu ekber Allahu ekber" derse, sonra müezzin: "Eşhedu en la ilahe illallah" deyince, "Eşhedu en la ilahe illallah" derse; sonra müezzin: "Eşhedü enne Muhammeden ResüIuIIah" deyince, "Eşhedü enne Muhammeden ResüIuIIah" derse; sonra müezzin: "Hayye aIa's-salat" deyince "La havle vela kuvvete illa billah" derse; sonra müezzin: "hayye aIa'I-felah" deyince, "La havle vela kuvvete illa billah" derse; sonra müezzin: "AIIahu ekber Allahu ekber" deyince, "AIIahu ekber AIIahu ekber" derse; sonra müezzin: "Lailahe iIlaIIah" deyince "Lailahe iIlallah" derse cennete girer."

Kaynak:  Müslim, Salat 12, (385); Ebu Davud, Salat 36, (527).

Konu:  Namaz


2415-)  Sà'd İbnu Ebi Vakkas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Müezzini işittiği zaman, kim: "Ben şehadet ederim ki, bir olan AIIah'tan başka ilah yoktur, 0'naşerik de yoktur, Muhammed O'nun kulu ve Resülüdür. Rabb olarak Allah'tan Resül olarak Muhammed'den -bir rivayette "...nebi = peygamber olarak Muhammed'den din olan İslàm'dan- razıyım" derse günahı affedilir."

Kaynak:  Müslim, Salat 13, (386); Ebu Davud, Salat 36, (525); Tirmizi, Salat 156, (210); İbnu Mace, Ezan 4, (721); Nesai, Ezan 38, (2, 26).

Konu:  Namaz


2416-)  Ebu Ümame Es'ad İbnu Sehl (radıyallahu anh) anlatıyor: "Mu'aviye İbnu Ebi Süfyan (radıyallahu anh)'ı minberde oturmuş (hutbe vermek üzere bekliyorken) dinliyordum. (Ezan başladı.) Müezzin: "Allahu ekber Allahu ekber" deyince, Mu'aviye de: "Allahu ekber Allahu ekber" dedi; Müezzin: "Eşhedu en Ia ilahe illallah!" dedi. Mu'aviye: "Ben de!" dedi; Müezzin: "Eşhedu en la ilahe illallah!" dedi. Mu'aviye: "Ben de!" dedi. Müezzin: "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah!" dedi. Mu'aviye: "Ben de!" dedi. Müezzin: "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah!" dedi. Mu'aviye: "Ben de!" dedi. Ezan okuma işi bitince dedi ki: "Ey insanlar! Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı minberde iken işittim, O da, müezzin ezan okurken tıpkı sizin benden işittiğinizi söylüyordu (bizzat işittim)."

Kaynak:  Buhari, Cuma 23.

Konu:  Namaz


2417-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), müezzinin ezan okurken şehadet getirdiğini işitince: "Ben de! Ben de!" derdi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 36, (527).

Konu:  Namaz


2418-)  Ebu Saidi'l-Hudri (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediğinin mislini tekrar edin!"

Kaynak:  Buhari, Ezan 7; Müslim, Salat 10, (383); Ebu Davud, Salat 36, (522); Nesai, Ezan 33, (2, 23); Tirmizi, Salat 154, (208); İbnu Mace, Ezan 4, (720).

Konu:  Namaz


2419-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim, yedi yıl sevabına inanarak ezan okursa, Allah bunu, onun ateşten kurtulmasına bir senet yapar."

Kaynak:  Tirmizi, Salat 152, (206).

Konu:  Namaz


2420-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Müezzin, sesinin gittiği yer boyunca mağfiret olunur. Yaş ve kuru herşey onun lehinde şehadet eder, namaza katılan kimseye yirmibeş kat namaz yazılır ve iki namaz arasındaki (günahları) affedilir."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 31, (515); Nesai, Ezan 14, (2, 13); İbnu Mace, Ezan 5, (724).

Konu:  Namaz


2421-)  Bera (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah ve melekleri namazda birinci safa rahmet ederler. Müezzin sesinin ulaştığı yere kadar mağfiret görür. Yaş ve kuru her ne, sesini işitirse, onu tasdik eder. Ona, beraberinde namaz kılanların ecrinin bir misli verilir."

Kaynak:  Nesai, Ezan 14, (42,13).

Konu:  Namaz


2422-)  İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Bir adam: "Ey Allah'ın Resülü! Müezzinler (sevapca) bizden üstün oluyorlar. (Onlara yetişmemiz için ne tavsiye edersiniz?) diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Onların söylediklerini sen de tekrar et. Bitirip sona erince dilediğini iste, sana da (aynı sevap) verilecektir" cevabını verdi. "

Kaynak:  Ebu Davud, 36, (524).

Konu:  Namaz


2423-)  Abdullah İbnu Abdirrahman İbni Ebi Sa'sa'a anlatıyor: "Ebu Said (radıyallahu anh) bana dedi ki: "Seni, koyunları ve kır hayatını seviyor görüyorum. Koyunlarınla birlikte veya kırda olunca namaz ezanı okursan, ezan sırasında sesini yükselt. Zira, müezzinin sesini insan, cin ve sair her ne işitirse en uzağı" bile Kıyamet günü onun lehinde şehadet eder." Ebu Said sözlerini şöyle tamamladı: "Ben bunu Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'dan işittim"

Kaynak:  Buhari, Ezan 5, Bed'ü'l-Halk 112, (Menakib 25; Nesai, Ezan 14, (2,13); Muvatta, Nida 5, (1, 69).

Konu:  Namaz


2424-)  Hz. Muaviye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı: "Müezzinler Kıyamet günü, boyun itibariyle insanların en uzunu olacaklardır" derken işittim."

Kaynak:  Müslim, Salat 14, (387).

Konu:  Namaz


2425-)  Asım İbnu Behdele der ki: "Zirri'bnu Hubeyş ezan okurken yanına bir adam uğradı ve: "Ey Ebu Meryem, ezan mı okuyorsun? Ben ezan yüzünden senden nefret ediyorum" dedi. Zirr ona şöyle cevap verdi: "Fazilet sebebiyle benden nefret mi ediyorsun? Vallahi seninle konuşmuyorum." Rezin ilavesidir. (Kaynağı bulunamamıştır). EZANIN BAŞLANGICI

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2426-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Müslümanlar Medine'ye geldikleri vakit toplanıyorlar ve namaz vakitlerini birbirlerine soruyorlardı. Namaz için kimse nida etmiyordu. Bir gün bu hususta konuştular. Bazıları: "Hristiyanların çanı gibi bir çan edinin" dedi. Bazıları da: "Yahudilerin boynuzu gibi bir boynuz edinerek (onu öttürün!)" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh): ''Bir adam çıkarsanız da namazı ilan etse!" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Ey BiIaI! Kalk! namazı ilan et!" dedi."

Kaynak:  Buhari, Ezan 1; Müslim, Salat 1, (377); Tirmizi, Salat 139, (190); Nesai, Ezan 1, (2, 2-3).

Konu:  Namaz


2427-)  Ebu Umeyr İbnu Enes, Ensar'dan olan bir amcasından naklen anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) halkı namaza nasıl toplayacağı meselesine eğildi. Kendisine: "Namaz vakti olunca bir bayrak dik, onu görünce halk birbirine haber verir" dendi. Bu, Aleyhissalatu vesselam'ın hoşuna gitmedi. Bunun üzerine O'na, boynuz hatırlatıldı. Bu, yahudilerin borazanı idi. Onu bu da memnun etmedi ve hatta: "Bu yahudi işidir!" dedi. Bunun üzerine büyük çan hatırlatıldı. Efendimiz: "Bu hristiyanların işidir" dedi. Bu (konuşmalar)dan snnra Abdullah İbnu Zeyd el-Ensari, Resûlullah'ın üzüntüsüne üzülerek ayrıldı. Bunun üzerine rüyasında ezan öğretildi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 27, (498).

Konu:  Namaz


2428-)  Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Ensardan bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resülü! Ben sizin üzüntünüzü görüp ayrıldığım vakit (rüyamdan) bir adam gördüm. Üzerinde yeşil renkli iki giysi vardı. Kalkıp mescidin üzerinde ezan okudu. Sonra bir miktar oturdu. Tekrar kalkıp aynı söylediklerini bir kere daha tekrarladı. Ancak bu sefer bir de kad kameti's-salat (namaz başlamıştır) cümlesini ilave etti. Eğer halkın (bana yalancı diyeceğinden korkum) olmasaydı ben "uykuda değildim, uyanıktım" diyecektim" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah sana hayır göstermiş. Bilal'e söyle (bu kelimeleri söyleyerek) ezan okusun!" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) de atılarak: "Onun gördüğünü aynen ben de gördüm, ancak o, anlatma işinde benden önce davranınca, ben utandım (anlatamadım)" dedi. "Adam anlattıkları arasında şunları da söyledi: "(Mescidin üzerine çıkan adam) kıbleye yöneldi ve dedi ki: "Allahu ekber Allahu akber Allahu ekber Allahu ekber, eşhedu en la ilahe illallah, eşhedu en la ilahe illallah. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, hayye ala's-salat -iki defa-, hayye ala'l-felah -iki defa- Allahu ekber Allahu ekber, lailahe illallah." Sonra bir miktar durduruldu. Sonra adam tekrar kalktı, aynı şeyleri yeniden söyledi. Ancak bu sefer Hayye ala'l-felah'tan sonra kad kameti's-salat kad kameti's-salat dedi. Ravi ilave etti: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Bunu Bilal'e öğret!" buyurdu. (Adam emri yerine getirdi) Bilal de onları söyleyerek ezan okudu."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 28, (505-507).

Konu:  Namaz


2429-)  Abdullah İbnu Zeyd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), halkı namaz için toplamak maksadıyla çalınmak üzere bir çan yapılmasını emrettiği zaman, ben uyurken yanıma bir adam geldi. Elinde bir çan vardı. Ben: "Ey Allah'ın kulu, bu çanı bana satar mısın?" dedim. Adam: "Pekala, ama bunu ne yapacaksın?" dedi. Ben: "Bununla insanları namaza çağıracağım" dedim. Bana: "Sana bu iş için daha hayırlı bir söz göstereyim mi?" dedi. Ben de ona: "Elbette!" dedim. "Öyleyse şunu söyle!" diyerek bana öğretti: "Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah. Hayye ala's-salat, Hayye ala's-salat. Hayye ala'l-felah, Hayye ala'l-felah. Allahu ekber Allahu ekber Lailahe illallah." Abdullah İbnu Zeyd (radıyallahu anh) devamlı dedi ki: "(Rüyamdaki bu zat) benden biraz uzaklaştı sonra tekrar söze başlayıp: "Sonra namazı kılacağın zaman şunu söylersin" dedi ve öğretti: "Allahu ekber Allahu ekber-Eşhedu en la ilahe illallah, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, Hayye ala's-salat, Hayye ala'l-felah, Kad kameti's-salat, kad kameti's-salat, Allahu ekber Allahu ekber Lailahe illallah." Sabah olunca Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek (rüyamda) gördüklerimi haber verdim. Bana: "İnşallah bu hak bir rüyadır. Kalk rüyada öğrenmiş olduğunu Bilal'e öğret. O bunları söyleyerek ezan okusun. Zira o, sesce senden daha gür!" buyurdu. Ben de Bilal'le birlikte kalktım. Ona teker teker arzediyordum. O da bunları yüksek sesle söyleyerek ezan okumaya başladı. Bunu evinde olan Ömer İbnu'l-Hattab (radıyallahu anh) işitmişti. Hemen evden çıkıp ridasını çekerek geldi ve: "Ey Allah'ın Resülü! diyordu, seni hak ile gönderen Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun, onun gördüğünün aynısını ben de gördüm!" Bunu işiten Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Elhamdülillah! Şimdi bu daha sağlam oldu!" dedi." Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "(Bilal ezanı okuyup sıra ikamete gelince) Abdullah: "Onu ben gördüm, ben okumak isterim!" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da: "Öyleyse sen de ikamet getir!" buyurdu." Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "(Abdullah İbnu Zeyd ezanla ilgili kıssayı anlatırken elfazı ikişer ikişer zikretti, ikameti ise birer kere zikretti." Yine Tirmizi'nin bir rivayetinde denmiştir ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ezanı(nda elfaz) çift çift idi, ezanda da ikamette de."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 28, (499); Tirmizi, Salat 139, (189). Ebu Davud, Salat 30, (512). Tirmizi, Salat 139, (189). Tirmizi, Salat 142, (194).

Konu:  Namaz


2430-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "İnsanlar çoğalınca, herkesçe bilinecek olan bir şeyle namaz vaktinin duyurulmasının gerektiğini aralarında konuştular. (Bu meyanda bir ateş yakılması veya bir çan çalınması teklif edildi). Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Bilal'e emrederek ikişer kere söyleyerek de ikamet okumasını emretti."

Kaynak:  Buhari, Ezan 2, 3, Enbiya 50; Müslim, Salat 3, (378); Ebu Davud, Salat 29, (508); Tirmizi, Salat 141, (193); Nesai, Ezan 2, (2, 3).

Konu:  Namaz


2431-)  Ebu Mahzüra (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resülü, bana ezanın usülünü öğret" dedim. Bunun üzerine başımın ön kısmını meshederek: "Allahu ekber, Allahu -ekber, Allahu ekber, Allahu ekber dersin ve bunları derken sesini yükseltirsin. Sonra: "Eşhedü en la ilahe illallah, eşhedü en la ilahe illallah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedu enne Muhammeden Resûlullah dersin ve bunları söylerken sesini alçaltırsın, sonra sesini şehadette tekrar yükseltirsin: Eşhedü en la ilahe illallah eşhedü en la ilahe illallah. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah. Hayye ala's-salati hayye ala's-salat. Hayye ala'l-felahi hayye ala'l-felah. Eğer okuduğun ezan sabah ezanı ise şunu da söylersen: "es-Salatu hayrun mine'n-nevm, es-salatu hayrun mine'n nevm (Namaz uykudan hayırlıdır). Allahu ekber Allahu ekber, Lailahe illallah."

Kaynak:  Müslim, Salat 6, (379); Ebu Davud, Salat 28, (500-505); Tirmizi, Salat 140, (191); Nesai, Ezan 3, 4, 5, 6, (2, 4-8).

 

2432-)  Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "(Ebu Mahzüra dedi ki): "Bana Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ikameti ikişer ikişer öğretti: "Allahu ekber, Allahu ekber, Eşhedu en la ilahe illallah, Eşhedu en la ilahe illallah. Eşhedu enne Muhammeden Resûlullah, Eşhedu enne Muhammeden Resûlullah. Hayye ala's-salat, Hayye ala's-salat. Hayye ala'l-felah, Hayye ala'l-felah. Allahu ekber, Allahu ekber. Lailahe illallah. Ebu Davud der ki: "Abdurrezzak rivayetinde de iki: "(Resûlullah devamla): "İkamet getirince iki sefer de şunu söyle: Kad kameti's-salat, kad kameti's-salat!" (Aleyhissalatu vesselam ayrıca sordu): "Duydun mu?" (Ebu Mahzüra): "Evet!" dedi. (Hadisi rivayet eden ravi Saib) der ki: "Ebu Mahzüra alnındaki saçı ne kestirir ne de ayırırdı. çünkü oraya Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın elleri değmiş idi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 28, (501).

Konu:  Namaz


2433-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Ezan Resûlullah devrinde ikişer ikişer idi. İkamet de birer birer. Ancak (müezzin), ayrıca ikişer sefer olmak üzere kad kameti'-salat, kad kameti's-salat da derdi." İbnu Ömer devam eder: "Biz, ikameti işittik mi abdest alır, namaza giderdik."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 29, (510); Nesai, Ezan 2, (2, 3).

Konu:  Namaz


2434-)  İmam Malik'e ulaştığına göre: "Müezzin, sabah namazını haber vermek için Hz. Ömer (radıyallahu anh)'in yanına gider. Onu uyuyor bulunca: "Essalatu hayrun mine'n-nevm (namaz uykudan hayırlıdır)" der. Bunun üzerine Hz. Ömer, o ibareyi sabah ezanına ilave etmesini emreder."

Kaynak:  Muvatta, Salat 8, (1, 72).

Konu:  Namaz


2435-)  Mücahid (rahimehullah) anlatıyor: "Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'le bir mescide girdim. Ezan çoktan okunmuştu. Biz namaz kılmak istiyorduk. Müezzin tesvibte bulundu (ikamet okudu). Abdullah mescidi terketti ve: "Haydi bizi bu bid'atçinin yanından çıkar!" dedi ve orada namaz kılmadı." Tirmizi der ki: "İbnu Ömer'den rivayet edildiğine göre, sabah ezanında es-salatu hayrun mine'n nevm derdi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 45, (538); Tirmizi, Salat 145, (198).

Konu:  Namaz


2436-)  Ebu Davud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Ben İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'le beraber idim, bir adam öğle veya ikindi namazında tesvibte bulundu. Bunun üzerine (İbnu Ömer): "Bizi (buradan) çıkar, zira şu (yapılan tesvib) bid'attir" dedi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 45, (538).

Konu:  Namaz


2437-)  Hz. Bilal (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana: "Sabah hariç, sakın hiçbir namazda tesvibte bulunma!" tembihini yaptı."

Kaynak:  Tirmizi, Salat 145, (198).

Konu:  Namaz


2438-)  Yine Hz. Bilal (radıyallahu anh) der ki: "Ezanın sonu şöyledir: "Allahu ekber, Allahu ekber, Lailahe illallah."

Kaynak:  Nesai, Ezan 16, (2,14).

Konu:  Namaz


2439-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallahu anh)'in bir müezzini geceleyin ezan okumuştu. Ezanı iade etmisini emretti."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 41, (532, 533); Tirmizi, Salat 149, (203).

Konu:  Namaz


2440-)  Tirmizi'nin yine İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'dan kaydettiği bir diğer rivayet şöyledir: "Hz. Bilal güneş doğmazdan önce ezan okumuştu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ona: "Haberiniz olsun kul uyudu" diye nida etmesini emretti."

Kaynak:  Tirmizi, Salat 149, (203).

Konu:  Namaz


2441-)  Hz. Bilal (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Sabah vakti iyice belirinceye kadar ezan okuma!" dedi ve ellerini yanlara doğru açarak: "Şöyle!" diye gösterdi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 41 (534).

Konu:  Namaz


2442-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir kimse, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a sabah namazının vaktini sormuştu. O da Hz. Bilal'e emretti. Şafak sökerken ezan okudu. Ertesi gün ortalık ağarıncaya kadar sabah ezanını tehir etti. Sonra ikamet okumasını emretti ve namazı kıldı. Sonra da adama: "İşte bu, (sabah) namazının vaktidir" dedi."

Kaynak:  Nesai, Ezan 12, (2, 11, 12).

Konu:  Namaz


2443-)  Ziyad İbnu'l-Haris es-Sudai (radıyallahu anh) anlatıyor: "Sabah ezanının ilk vakti girince, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana emretti, ben de ezan okudum ve: "İkamet de getireyim mi ey Allah'ın Resülü?" diye sordum. (Soruma hemen cevap vermeyip) doğu tarafına, fecre bakmaya başladı ve: "Hayır!" dedi. Ne zaman ki şafak söktü Hz. Peygamber (bineğinden) indi, abdest bozdu. Sonra bana doğru geldi. (Bu ara Ashabı da toplandı. Abdestini aldı. Bilal ikamet okumak istedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Suda'nın kardeşi ezan okudu, ezanı okuyan ikameti getirsin!" dedi. Ben de ikamet getirdim."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 30, (514); Tirmizi, Salat 146, (199).

Konu:  Namaz


2444-)  Simak İbnu Harb anlatıyor: "Bilal, güneş (öğlede, batı cihetine) kayınca ezan okurdu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) odasından çıkıncaya kadar ikamet getirmezdi. Odasından çıkınca, O'nu görür görmez ikamet getirirdi."

Kaynak:  Müslim, Mesacid 160- (606); Tirmizi, Salat 148, (202); Ebu Davud,Salat 44, (537).

Konu:  Namaz


2445-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın iki müezzini vardı: Biri Bilal diğeri İbnu Ummi Mektüm el-A'ma."

Kaynak:  Müslim, Salat 7, (380); Ebu Davud, Salat 42, (535).

Konu:  Namaz


2446-)  Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Bilal (radıyallahu anh)'e: "Ezan okuduğun zaman ağır ağır oku. İkamet getirdiğin zaman da peş peşe seri oku. Ezanla ikametin arasına, yemek yiyenin yemeğinden, içenini içmesinden, üzerine sıkışarak helaya girmiş olanın heladan fariğ olacağı bir zaman fasılası koy" diye talimat verdi. Şunu da ilave etti: "Beni görünceye kadar da (ikamet için) kalkmayın."

Kaynak:  Tirmizi; Salat 143, (195).

Konu:  Namaz


2447-)  Beni Neccar'dan bir kadın demiştir ki: "Benim evim, Mescid-i Nebevi'nin etrafındaki en uzun ev idi. Bilal (radıyallahu anh), sabah ezanını evimin damında okurdu. Seher'den gelip, dama oturur vaktin girmesini gözetlerdi. Vaktin girdiğini görünce gerinir, sonra da: "Allah'ım sana hamdediyor, dinini (müslümanların) ikame etmeleri için, Kureyş'e karşı yardımını diliyorum" der, arkadan ezan okurdu." Kadın devamla der ki: "Vallahi, onun bu duayı terkettiği tek gece bilmiyorum!"

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 33, (519).

Konu:  Namaz


2448-)  Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Namaz için ezanı ancak abdestli olan okusun."

Kaynak:  Tirmizi, Salat 147, (201).

Konu:  Namaz


2449-)  Bir diğer rivayette şöyle buyrulmuştur: "Ezanı ancak abdestli olan okusun." Tirmizi der ki: "Önceki rivayet daha sahihtir."

Kaynak:  Tirmizi, Salat 147, (200).

Konu:  Namaz


2450-)  Osman İbnu Ebi'l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bana en son vasiyetlerinden biri de, ezanına mukabil ücret almayan bir müezzin tutmamdı."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 40, (531); Tirmizi, Salat 155, (209); Nesai; Ezan 32, (2, 23).

Konu:  Namaz


2451-)  Ebu Bekr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte sabah namazı için beraber çıktık. Uğradığı her adama namaz için sesleniyor veya ayağı ile dürtüyordu."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 293, (1264).

 

2452-)  Ebu Ümame (radıyallahu anh) veya Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın Ashabından bir diğeri tarafından rivayet edildiğine göre, (bir seferinde) Bilal (radıyallahu anh) ikamete başlamıştır. Kad kameti's-salat deyince Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Allah onu (namazı) ikame etsin ve daim kılsın!" buyurdu. İkametin geri kısmında, ezanın faziletleri bahsinden mezkür olan Hz. Ömer hadisinde olduğu gibi (müezzinin söylediklerini tekrar şeklinde) hareket ediyordu."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 39, (528).

Konu:  Namaz


2453-)  Nafi (rahimehullah) anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anh) sefer sırasında ikamete sadece sabah namazından hem ezan, hem de ikamet her ikisini okurdu. Derdi ki: "(Seferde ezana hacet yok, çünkü) ezan, kendisine cemaat gelecek olan imama mahsustur."

Kaynak:  Muvatta, Salat 11, (1, 73).

Konu:  Namaz


2454-)  Ebu Cuhayfe (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre, Hz. Bilal (radıyallahu anh)'i ezan okurken görmüştür. Der ki: "Ben, ezan okurken, onun ağzını şu tarafa, bu tarafa (sağa sola) dönerken takibe koyuldum." Tirmizi'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "İki parmağı kulaklarını üzerinde olduğu halde...

Kaynak:  Buhari, Ezan 18,19, Vudü 40, Salat 17, Sütre 90, 93, 94, Menakıb 23, Libas 3, 42; Müslim,Salat 249, (503); Ebu Davud, Salat 34, (520); Tirmizi, Salat 144, (197); Nesai, Ezan 13, (2,12).

Konu:  Namaz


2455-)  Ebu Davud'da şu ifadeye yer verilmiştir: "(Bilal), hayye ala's-salat, hayye ala'l-felah cümlesine gelince boynunu sağa ve sola çevirdi, bizzat kendi dönmedi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 34, (520).

Konu:  Namaz


2456-)  Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Doğu iIe batı arasında tek bir kıble vardır."

Kaynak:  Tirmizi, Salat 256, (342, 343, 344).

Konu:  Namaz


2457-)  Nafi (rahimehullah) anlatıyor: "Ömer İbnu'l-Hattab (radıyallahu anh) dedi ki: "Kişi Beytullah istikametine yöneldi mi doğu ile batı arasında tek bir kıble vardır."

Kaynak:  Muvatta, Kıble 8, (1,196).

Konu:  Namaz


2458-)  İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) namaza kalktığı zaman, ellerini iki omuzunun hizasına kadar kaldırır sonra tekbir getirirdi. Rükü yapmak isteyince de (ellerini iki omuzu hizasına kaldırmak suretiyle) aynı şeyi yapardı. Rüküdan başını kaldırınca da aynı şeyi yapardı. Ancak bunu, secdeden başını kaldırırken yapmazdı." Bir başka rivayette: "Bunu, secde ederken yapmazdı" denmiştir.

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2459-)  Bir diğer rivayette: "Başını rüküdan kaldırınca, ellerini aynı şekilde kaldırır ve: "Semi allahu li-men hamideh, Rabbena ve leke'l-hamd. (Allah kendine hamdedeni işitir. Rabbimiz, hamd sanadır)" derdi" şeklinde gelmiştir. Bu ibarenin elfazı Sahiheyn'e aittir.

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2460-)  Buhari'nin diğer bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) namaza girince tekbir getirir ve ellerini kaldırırdı."

Kaynak:  Buhari

Konu:  Namaz


2461-)  Muvatta ve Ebu Davud'da gelen bir rivayette de şöyle denmiştir: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) namaz için iftitah tekbiri getirince (namaza başlayınca), ellerini iki omuzu hizasına kadar kaldırırdı, rüküdan kalkınca daha aşağı kaldırırdı."

Kaynak:  Muvatta, Ebu Davud

Konu:  Namaz


2462-)  Muvatta'nın bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "(İbnu Ömer) eğilip doğruldukça her seferinde tekbir getirirdi." İbnu Cüreyc der ki: "Nafi'e (Yani İbnu Ömer ellerini) ilk kaldırmada öbürlerinden daha mı yukarı kaldırıyordu?" diye sordum. Bana: "Hayır! eşitti" dedi. Ben tekrar: "Öyleyse bana işaret et (göster)" talebinde bulundum. Göğsüne hatta daha aşağıya işaret etti."

Kaynak:  Muvatta

Konu:  Namaz


2463-)  Ebu Davud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) namaza kalktığı zaman ellerini iki omuzunun hizasına kadar kaldırırdı. Sonra eller o halde iken tekbir getirirdi, rüküa giderdi. Sonra belini doğrultmak isteyince ellerini tekrar iki omuz hizasına kadar kaldırır ve, "Semi'allahu li-men hamideh" derdi. Secdede ellerini kaldırmazdı. Rüküdan önce getirdiği her bir tekbirde ellerini kaldırırdı ve bu hal namazın bitimine kadar devam ederdi." Yine Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde: "Rüküdan doğrulunca, secdeye eğilince (kaldırır), iki secde arasında kaldırmazdı" denmiştir.

Kaynak:  Ebu Davud

Konu:  Namaz


2464-)  Nesai'nin rivayetinde şöyle gelmiştir: "Resülulah (aleyhissalatu vesselam) namaza girdiği zaman ellerini kaldırırdı. Rüküya gitmek istediği zaman, başını rüküdan kaldırdığı ve iki rek'at arasında kalktığı zaman aynı şekilde ellerini iki omuzunun hizasına kaldırırdı."

Kaynak:  Buhari, Ezan 83, 84, 85, 86; Müslim, Salat 22, (390); Muvatta, Salat 16, (1, 75, 76, 77); Ebu Davud, Salat 117, (721, 722, 741, 743); Tirmizi, Salat 190, (255); Nesai, İftitah 1, 2,3, (2,121,122); İbnu Mace, İkamet 15, (858 - 868).

Konu:  Namaz


2465-)  Alkame (rahimehullah) anlatıyor: "Size Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın namazıyla namaz kıldırayım mı?" dedi ve namaz kıldı. Bu namazda ellerini bir kere iftitah tekbiri sırasında kaldırdı, başka kaldırmadı."

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2466-)  Bir diğer rivayette şöyle demiştir: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) her eğilip doğrulmalarda, kıyam ve oturmalarda tekbir getirirdi. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer (radıyallahu anhüma) de aynı şekilde tekbir getirirlerdi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 119, (748); Tirmizi, Salat 191, (257), 188, (253); Nesai, İftitah 110, (2,195),124, (1, 204), Sehv 70, (3, 62).

Konu:  Namaz


2467-)  Bera (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı iftitah tekbiri alırken gördüm. Ellerini kulaklarına yakın kaldırmıştı. Sonra (namazdan çıkıncaya kadar) başka kaldırmadı."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 119, (752).

Konu:  Namaz


2468-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'den yapılan rivayete göre, halka namaz kıldırdığı zaman, her eğilip doğrulmada tekbir getirirdi. Kendisine: "Bu tekbirler de ne?" dendiği vakit: "Bu, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın namazıdır!" diye cevap verirdi." Bu hadis, Sahiheyn'in rivayetine lafzen uygundur. Ebu Davud ve Tirmizi'nin bir rivayetinde: "(Ebu Hüreyre) tekbir getirince parmaklarını açardı" denmiştir. Tirmizi'nin bir diğer rivayetinde "O eğilirken tekbir getirirdi" denmiştir.

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2469-)  Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde: "Şayet Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in ön cihetinde olsaydım koltuk altlarını görürdüm (kollarını öylesine yüksek kaldırırdı)."

Kaynak:  Ebu Davud

Konu:  Namaz


2470-)  Nesai'de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) Beni Züreyk Mescidi'ne geldi ve dedi ki: "Üç şey var ki, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onları yapıyordu, halk ise terketmiş durumda... Namazda ellerini uzatarak kaldırırdı, (Fatihayı okuyunca kıraate geçmezden önce) bir miktar süküt buyurdu, secdeye varınca (ve secdeden kalkınca) tekbir getirirdi."

Kaynak:  Buhari, Ezan 115; Müslim, Salat 27-32, (392); Muvatta, Salat 19, (1, 76); Ebu Davud, Salat 118,119, (746, 753); Tirmizi, Salat 177,198, (239, 254); Nesai, İftitah 6, (2,124), 84, (2,181-182),184, (2, 235).

Konu:  Namaz


2471-)  Vail İbnu Hucr (radıyallahu anh)'un anlattığına göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı, namaza girdiği sırada ellerini kaldırıp tekbir getirirken görmüştür. Ravilerden Hemmam Resûlullah'ın ellerini kulaklarının hizasına kadar kaldırdığını gösterdi.Sonra elbisesine gömüldü, sonra sağ elini sol elinin üstüne koydu. Rüküya gitmek isteyince, ellerini elbiseden çıkardı. Sonra onları kaldırdı, sonra tekbir getirdi ve rüküya gitti, semi'allahu li-men hamideh dediği zaman ellerini kaldırdı, secdeye gittiğinde ellerinin arasına secde etti."

Kaynak:  Müslim, Salat 54, (401); Ebu Davud, Salat 117, (723-729, 736, 737); Nesai, İftitah 107, (2, 194), 139, (2, 211),187, (2, 236), Sehv 29, (3, 34-35).

 

2472-)  Ebu Davud'da gelen bir diğer rivayette şöyle denir: "...Sonra Medine'ye geldim, gördüm ki (halk, namazı) üzerlerinde bürnuz ve kisalar olduğu halde kılıyor ve namaza başlarken ellerini göğüslerine kadar kaldırıyor."

Kaynak:  Müslim, Salat 54, (401); Ebu Davud, Salat 117, (723-729, 736, 737); Nesai, İftitah 107, (2, 194), 139, (2, 211),187, (2, 236), Sehv 29, (3, 34-35).

Konu:  Namaz


2473-)  Bir diğer rivayette der ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'Ia birlikte namaz kıldım. Tekbir getirdiği zaman ellerini kaldırıyor, sonra (elbisesine) gömülüyordu. Sonra sol elini sağ eliyle tutuyor, ellerini elbisesine sokuyordu, rükü yapmak istediği zaman ellerini çıkarıp sonra kaldırıyordu. Rüküdan başını kaldırmak isteyince de ellerini kaldırıyor, sonra secde ediyordu. (Secdede) yüzünü elleri arasına koyuyor idi. Keza başını secdeden kaldırınca da ellerini kaldırıyordu. Namaz bitinceye kadar (her rek'atte böyle yapıyordu)."

Kaynak:  Müslim, Salat 54, (401); Ebu Davud, Salat 117, (723-729, 736, 737); Nesai, İftitah 107, (2, 194), 139, (2, 211),187, (2, 236), Sehv 29, (3, 34-35).

Konu:  Namaz


2474-)  Bir diğer rivayette şöyle der: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ellerini, omuzları hizasına kadar kaldırdı. Baş parmaklarını da kulaklarıyla, hizaladı, sonra tekbir getirdi."

Kaynak:  Müslim, Salat 54, (401); Ebu Davud, Salat 117, (723-729, 736, 737); Nesai, İftitah 107, (2, 194), 139, (2, 211),187, (2, 236), Sehv 29, (3, 34-35).

Konu:  Namaz


2475-)  Bir diğer rivayette: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı iftitah tekbiriyle birlikte ellerini kaldırırken görmüştür."

Kaynak:  Müslim, Salat 54, (401); Ebu Davud, Salat 117, (723-729, 736, 737); Nesai, İftitah 107, (2, 194), 139, (2, 211),187, (2, 236), Sehv 29, (3, 34-35).

Konu:  Namaz


2476-)  Said İbnu Haris el-Mualla (rahimehullah) anlatıyor: "Ebu Saidi'l-Hudri (radıyallahu anh) bize namaz kıldırdı. Secdelerden başını kaldırırken, secdeye giderken, iki(nci) rek'atten kalkarken, tekbirlerini cehri (sesli) olarak getirdi ve sonunda: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı böyle yapar gördüm!" diye açıklamada bulundu."

Kaynak:  Buhari, Ezan 144.

Konu:  Namaz


2477-)  Mutarrif İbnu Abdillah (rahimehullah) anlatıyor: "Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh)'in arkasında ben ve İmran İbnu Husayn beraber namaz kıldık. Ali (radıyallahu anh) secde edince tekbir getiriyor, başını kaldırınca tekbir getiriyor, iki(nci) rek'atten kalkınca yine tekbir getiriyordu." Nesai'nin rivayetinde şöyle denmiştir: "Her eğilme ve her kalkmada tekbir getirir, rüküyu tamamlardı."

Kaynak:  Buhari Ezan 144, 115,116; Müslim, Salat 33, (393); Ebu Davud, Salat 140, (835); Nesai, Sehv 1, (3, 2).

Konu:  Namaz


2478-)  Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) farz namaza kalkınca tekbir getirir, ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Kıraatini tamamlayıp rüküya gitmek isteyince aynı şeyi yapardı. Rüküdan kalkınca da aynı şeyi yapardı. Oturur vaziyette iken ellerini hiçbir surette kaldırmazdı. İki(nci) secdeden de kalkınca ellerini aynı şekilde kaldırır ve tekbir getirirdi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 118, (744).

Konu:  Namaz


2479-)  Ebu Kılabe anlatıyor: "İbnu Hüveyris (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın (namaza başlarken) tekbir getirdiği, rüküya gittiği, rüküdan başını kaldırdığı zaman, kulağının üst kısmına ulaşıncaya kadar ellerini kaldırdığını görmüştür." Nesai, bir diğer rivayette şu ziyadeyi kaydeder: "...secde ettiği ve secdeden başını kaldırdığı (zaman da ellerini kaldırırdı)."

Kaynak:  Buhari, Ezan 84; Müslim, Salat 24-26 (391); Ebu Davud, Salat 118, (745); Nesai 85, (2, 182); İbnu Mace, İkametu's-Salat; 15, (859).

Konu:  Namaz


2480-)  Nadr İbnu Kesir es-Sa'di anlatıyor: "Abdullah İbnu Tavus, Mescidü'l-Hayf'da yanıbaşımda namaz kıldı. İlk secdeyi yapıp secdeden başını kaldırdığı zaman ellerini yüzünün hizasına kadar kaldırmıştı. Ben bunu hoş bulmadım ve Vüheyb İbnu Halid'e söyledim. Vüheyb ona: "Sen hiç kimsede görmediğin birşey mi yapıyorsun?" dedi. Ancak Tavus cevaben: "Babamın onu yaptığını gördüm. Üstelik babam şunu da söylemişti: "İbnu Abbas (radıyallahu anh) böyle yaptığını gördüm. Üstelik onun: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bunu yapıyordu" demiş olmasından başka bir şey de bilmiyorum."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 117, (740); Nesai, İftitah 177, (2, 232).

Konu:  Namaz


2481-)  Meymün eI-Mekki, AbduIIah İbnu Zübeyr (radıyallahu anh)'i gördüğünü ve kendilerine namaz kıldırdığını anlatmıştır. Devamla der ki: "Abdullah namazda kıyam, rükü, secde ve secdeden kıyama kalkma esnalarında elleriyle işaret yapıyordu (ellerini kaldırıyordu). İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'a gittim. Ve: "İbnu Zübeyr'i hiç kimsede görmediğim bir tarzda namaz kılıyor gördüm" deyip onun namazda yaptığı işareti anlattım. Bana: "Eğer Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın namazını görmekten hoşlanırsan, Abdullah İbnu Zübeyr'in namazına uy!" dedi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 117, (739).

Konu:  Namaz


2482-)  İmran İbnu'l-Husayn (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Bende basur vardı. Namazı nasıl kılacağım diye Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a sordum. "Ayakta kıl, muktedir olmazsan oturarak kıl, buna da muktedir olmazsan yan üzeri (yatarak) kıl" buyurdu."

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2483-)  Diğer bir rivayette geldiğine göre, İmran Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a kişinin oturarak kılacağı namaz hususunda sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Ayakta kılarsa bu efdaldir. Kim de oturarak kılarsa, ona ayakta kılanın ecrinin yarısı verilir. Kim de yatarak kılarsa ona da oturarak kılanın ecrinin yarısı verilir" buyurdu."

Kaynak:  Buhari, Taksiru's-Salat 18, 17, 19; Ebu Davud, Salat 179, (951, 952); Tirmizi, Salat 274, (372); Nesai, Kıyamu'l-Leyl 21, (3, 223-224).

Konu:  Namaz


2484-)  Abdullah İbnu Şakik anlatıyor: "Hz. Aişe (radıyallahu anha)'ye: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) oturarak namaz kılar mıydı?" diye sordum. Bana şu cevabı verdi: "Evet! Halk -veya yaş demişti- O'nun dermanını kesince (yani insanların meseleleriyle ömrünü tüketince, dermandan kesilince demektir)."

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2485-)  Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) oturarak namaz kılar, oturduğu halde kıraat buyurur, kıraatinden takriben otuz-kırk ayet kalınca kalkar, kıraatına ayakta devam eder, sonra rüküya ve secdeye giderdi. İkinci rek'atte aynen bunun gibi yapardı. Namazı bitince, ben uyanıksam benimle konuşurdu, uyuyor isem yatardı."

Kaynak:  

Konu:  Namaz


2486-)  Nesai'de gelen bir rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam'ı (oturarak namaz kılarken) bağdaş kurma şeklinde oturmuş gördüm." Nesai der ki: "Bu hadisin hatalı olduğu kanaatindeyim."

Kaynak:  Buhari, Taksiru's-Salat 20, Teheccüd 16; Müslim, Salatu'l-Müsafırin 112,115, (731, 732); Muvatta, Cum'a 20, (1, 137, 138); Ebu Davud, Salat 179, (953-956); Tirmizi, Salat 257, (374, 375); Nesai, Kıyamu'I Leyl,18, 22, (3, 219-224).

Konu:  Namaz


2487-)  Ümmü Seleme (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ölümüne yakın, farzlar dışındaki namazlarının çoğu oturarak idi. Ona göre, amellerin en güzeli, az da olsa devamlı olanı idi."

Kaynak:  Nesai, Kıyamul-Leyl 19, (3, 222).

Konu:  Namaz


2488-)  Hz. Hafsa (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın, nafıle namazlarını kılarken, ölümüne bir yıl kalıncaya kadar hiç oturduğunu görmedim. Bundan sonra hep oturarak kıldı. Namazda süreyi hep tertil üzere okurdu. Bundan dolayı o süre, aslında ondan daha uzun olan süreden daha uzun görünürdü."

Kaynak:  Müslim, müsafırin 118, (733); Muvatta, Cum'a 20, (1,137); Tirmizi, Salat 275, (373); Nesai, Kıyamu'l-Leyl 19, (3. 223).

Konu:  Namaz


2489-)  İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Bana Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın: "Kişinin oturarak kıldığı (nafile) namaz, normal şekilde kıldığı namazın (sevapca) yarısına denktir" buyurduğu söylenmişti. (Kendisinden sormak üzere) derhal yanına gittim. Varınca, Efendimizi oturarak namaz kılıyor buldum. Elimi başının üzerine koydum. Bana: "Ey Abdullah İbnu Amr! Meselen nedir?" dedi. Ben: "Ey Allah'ın Resülü, bana "Kişinin oturarak kıldığı namaz, normal namazın yarısına denktir" buyurduğunuz söylendi. Halbuki siz de oturarak kılıyorsunuz?" dedim. Aleyhissalatu vesselam: "Evet öyledir. Ancak ben sizlerden biri gibi değilim" cevabını verdi."

Kaynak:  Müslim, Müsafırin 120, (735); Muvatta, Salatu'l-Cema'a 20, (1, 136, 137); Ebu Davud, Salat 179, (950); Nesai, Kıyamu'l-Leyl 20, (3, 223).

Konu:  Namaz


2490-)  Muharib İbnu Disar (radıyallahu anh) anlatıyor: "Huzeyfe (radıyallahu anh), namaz kılmakta olan ve bu sırada belini tam doğrultamayan bir adam görmüştü. Namazdan çıkınca: "Sırtında bir rahatsızlığın mı var?" diye adama sordu. "Hayır!" cevabını alınca: "Şayet, bu halin üzere ölecek olsan Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın sünnetine muhalefet üzere ölürsün" dedi." Rezin ilavesidir. Derim ki: "Bu rivayet Buhari'de şu şekilde gelmiştir: "Huzeyfe, (namazda) rükü ve secdesini tamamlayan bir adam görmüştü. Namazını kılıp bitirince Huzeyfe (radıyallahu anh) ona: "Sen namaz kılmadın. Eğer ölecek olsan, Allah'ın Muhammed (aleyhissalatu vesselam)'ı, yarattığı fıtrattan başka bir fıtrat üzere ölürsün" dedi. Gerçeği Allah, bilir."

Kaynak:  Buhari, Ezan 119, 132.

Konu:  Namaz


2491-)  Ebu Hazım (rahimehullah) anlatıyor: "Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anhüma) demişti ki: "İnsanlara, namazda sağ elini sol kolu üzerine koysun" diye emredilmişti. " Ebu Hazım devamla der ki: "Ben onun (Sehl'in), bu, hadisi Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a nisbet ettiğini biliyorum."

Kaynak:  Buhari Ezan 89; Muvatta, Kasru's-Salat 47, (1, 859).
 

Namaz Konulu Videolar...